Türkiye emlak piyasasında yaşanan fahiş fiyat artışları, yatırım stratejilerinde tarihi bir kırılmaya yol açtı. İstanbul’un merkezi semtlerinde metrekare fiyatlarının dünya başkentleriyle yarışır hale gelmesi, Türk yatırımcılar için “yurt dışı” seçeneğini artık bir lüks değil, rasyonel bir tasarruf yöntemi haline getirdi.
Uzmanlar, İstanbul’un prestijli bölgelerindeki bir daire fiyatına Avrupa’nın kalbinde çok daha nitelikli mülkler edinilebileceği konusunda hemfikir.
İSTANBUL FİYATLARI UÇUYOR
Yapılan son piyasa analizleri, İstanbul’daki konut fiyatlarının küresel metropollerle olan makasının kapandığını, hatta birçok noktada öne geçtiğini gösteriyor.
İstanbul’un Beşiktaş ve Bebek gibi sahil hattı semtlerinde metrekare fiyatları 4.500 ile 6.500 dolar bandında seyrederken; Madrid’in en prestijli bölgesi olan Salamanca’da bu rakamlar 4.800 – 6.000 dolar, Berlin’in merkezi Mitte bölgesinde ise 4.200 – 5.500 dolar civarında seyrediyor.
Dünyanın en önemli finans merkezlerinden Londra’nın 2. bölgesinde (Canary Wharf) 5.500 dolardan başlayan metrekare fiyatları göz önüne alındığında, İstanbul’un merkezi semtlerinde mülk sahibi olmanın maliyeti, Londra’nın modern rezidanslarıyla eşdeğer hale gelmiş durumda.
AYNI BÜTÇE FARKLI STANDARTLAR
Türk yatırımcısının rotasını yurt dışına çevirmesindeki en büyük etken, “paranın karşılığı” prensibi. İstanbul Şişli veya Levent gibi yoğun bölgelerde 500.000 dolar seviyesine alınan bir mülk genellikle 30-40 yıllık, otopark sorunu olan ve yüksek aidatlı binalardan oluşurken; Londra’nın gelişen bölgelerinde aynı bütçeyle (yaklaşık 480.000 dolar) sosyal imkanları geniş, metroya sıfır ve modern mimariye sahip projelerden daire sahibi olunabiliyor.
Yunanistan’ın gözde bölgesi Atina Glyfada gibi sahil şeritlerinde ise metrekare fiyatlarının 3.500 dolar bandında kalması, “İstanbul’da bir daire fiyatına yurt dışında şato gibi imkanlar” algısını gerçeğe dönüştürüyor.
YATIRIMCIYI SINIR ÖTESİNE İTEN 3 TEMEL SEBEP
Haber analizlerine göre Türk yatırımcılar için yurt dışı pazarı sadece bir “ev alma” meselesi değil, aynı zamanda bir finansal güvenlik kalkanı:
Düşük Faizli Finansman: Türkiye’de konut kredisi faizleri %40-50 gibi yüksek seviyelerdeyken, Avrupa ve ABD’de yabancı yatırımcılar %4-6 arası faizlerle 30 yıla varan vadelerle mortgage kullanabiliyor.
Hızlı Geri Dönüş (ROI): İstanbul’da bir yatırımın kendini kira geliriyle amorti etme süresi 25-30 yıla çıkarken, Berlin veya Miami gibi şehirlerde bu süre 12-15 yıla kadar düşerek yatırımcıya çok daha hızlı kazanç sağlıyor.
Döviz Bazlı Kira Garantisi: TL’deki değer kaybına karşılık Sterlin, Euro veya Dolar bazında düzenli kira geliri elde etmek, özellikle emeklilik planı yapan orta-üst segment yatırımcılar için en büyük motivasyon kaynağı oluyor.
“İSTANBUL’DAKİ EVİNİ SATAN GELECEĞİNİ YURT DIŞINDA KURUYOR”
Sektör temsilcileri, Portekiz, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerin sunduğu “Golden Visa” (Oturum İzni) imkanlarının da bu süreci hızlandırdığını belirtiyor.
Eskiden sadece milyarderlerin ilgi gösterdiği yurt dışı emlak piyasası, artık Bağdat Caddesi’ndeki ya da Etiler’deki evini satan ailelerin çocuklarının eğitimi ve geleceği için ilk tercihi haline geldi.
İstanbul’daki fiyat balonu sönmedikçe, Türk sermayesinin küresel emlak piyasasına akmaya devam etmesi bekleniyor.