Veysi Aktaş: Çözüm, TBMM çatısı altında anayasal güvencelere dayanacak

İstanbul’da düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”nda, “Kürt Meselesi: Yüz Yıllık Meselenin Yeni Yüzyılı” başlıklı üçüncü oturum tamamlandı.

İmralı Sekreteryası’ndan Veysi Aktaş, bu oturumda “Kürt Meselesinin Çözümünde Demokratik Entegrasyon ve Ortak Yaşamın İnşası” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. 

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, “2025’in silahlı mücadele aşamasından 2026’nın yasal ve siyasal inşa aşamasına geçişteyiz” diyen Aktaş, çözümün “şahıslara veya dönemsel politikalara” bağlı olmadığını, TBMM çatısı altında kurumsal anayasal güvencelere dayanacağını söyledi.

IMG_PLACEHOLDER_0 CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI – II. OTURUM
“Süreç, dünyaya örnek olabilecek bir fırsat”
Bugün 16:30

Konferanstaki tartışmaların ülkenin demokratikleşmesine katkı sunmasını istediğini belirten Aktaş, ‘demokratik cumhuriyet’ fikrinin gelişmesini temenni etti.

“2024 sonundan itibaren ivme kazanan ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin somut bir dönüşümün anahtarı haline gelmesinin zamanı gelmiştir” diyen Aktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Sayın Devlet Bahçeli’nin vizyoner çağrılarıyla filizlenmiş, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan ilettiği mesajlarla paradigmatik bir rota ve derinlik kazandı. Sayın Özgür Özel’in engelleyici bir yaklaşımdan kaçınması önemliydi. Ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın iradesiyle şekillenmeye başlamıştır.

“Öcalan dışında kimse bu çağrıyı yapamazdı”

Aktaş, Öcalan’ın sürecin birinci yıldönümü olan 27 Şubat’taki mesajını hatırlatarak, “Sayın Öcalan ‘negatif barıştan (sadece çatışmasızlık) pozitif barışa (ortak gelecek inşası)’ geçişten söz etti. Burada ‘demokratik entegrasyon’ kavramı merkeze oturdu. Türkiye için belki de son fırsat” dedi.

IMG_PLACEHOLDER_1 BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISI BİRİNCİ YILDÖNÜMÜ
Abdullah Öcalan’ın yeni mesajının tam metni
27 Şubat 2026

Söz konusu çağrının Öcalan dışında kimsenin yapamayacağını belirten Aktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu Türkiye için çok değerliydi. Bu şansın doğru değerlendirilmesi gerekir. Cesur davranılırsa bu süreç gelişir. Sayın Öcalan, demokratik entegrasyon fikrini ‘cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli’ bir adım olarak tanımladı. Demokratik toplum, demokratik müzakere, demokratik cumhuriyet ve demokratik entegrasyon; yeni dönemin zihniyet dünyasının ve yeni demokratik bir Türkiye’nin yapı taşlarıdır. Kavram, özellikle Sayın Öcalan’ın yazılarında ve son dönem barış süreci tartışmalarında öne çıkmıştır.

“Demokratik entegrasyon ne zafer ne de teslimiyettir”

Sayın Öcalan’a göre demokratik entegrasyon, Kürt toplumunun ‘demokratik toplum’ olarak demokratik cumhuriyete eklemlenmesidir; ayrılıkçılık değil, eşitlik temelinde bütünleşmedir. Bu, Türkiye’nin yanı sıra Kürtlerin yaşadığı diğer ülkeler (Irak, Suriye, İran) için de önerilmektedir.

Demokratik entegrasyon, asimilasyon ile ayrılıkçılık arasında üçüncü bir yol önerir: Çeşitlilik içinde eşit ve özgür bir arada yaşama, temel felsefesi ‘farklılık içinde bütünlük’tür. Sürdürülebilir barışın, demokratikleşmenin anahtarı olarak görülür. Demokratik entegrasyon, özellikle Türkiye’de Kürt sorunu ve barış süreci bağlamında kullanılan bir kavramdır. Temelde, farklı etnik, kültürel veya inanç topluluklarının asimilasyon (zorla benzeştirme) olmadan, eşit haklar ve karşılıklı tanıma temelinde, demokratik siyasal düzene gönüllü olarak eklemlenmesini ifade eder.

Demokratik entegrasyon, tekçi, monist ve inkarcı ulus-devlet modelinin yarattığı çatışmaları aşmayı hedefler ve ‘farklılık içinde birlik/bütünlük’ felsefesine dayanır. Yanı sıra, demokratik entegrasyon, ne bir tarafın zaferi ne de diğerinin teslimiyetidir. Aksine, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hepimizi kucaklayan yeni bir demokrasi hamlesidir.

IMG_PLACEHOLDER_2 Öcalan’dan ‘entegrasyon’ mesajı: Bu yeni yüzyılın, hatta yeni bin yılın inşasıdır
18 Şubat 2026

6 başlıkta ‘demokratik entegrasyon’un özellikleri

Aktaş, ‘demokratik entegrasyon’un ana özelliklerini altı başlıkta özetledi:

  • Karşılıklı tanıma: Farklı kimliklerin (etnik, dilsel, kültürel) varlığının kabulü ve siyasal özneler olarak tanınması. Bireysel hakların yanı sıra kolektif hakların (dil, kültür, tarihsel hafıza) tanınması esastır. Tanınma reddedildiğinde çatışma doğar; tanınma bu anlamda barışın temelidir.
  • Eşit yurttaşlık ve eşitlik ilkesi: Tüm toplulukların aynı siyasal düzen içinde eşit haklara sahip olması. Toplulukların birbirine benzemek zorunda olmadığı, ancak eşit statüde olabileceği vurgulanır. Bu, hukuki eşitlik ve fırsat eşitliğini kapsar.
  • Demokratik müzakere ve gönüllülük: Entegrasyon, zorlama veya dayatmayla değil, özgür irade ve müzakere yoluyla gerçekleşir. Demokratik müzakere, toplum ile devlet arasında sürekli bir diyalog mekanizması gerektirir.
  • Farklılık içinde bütünlük (birlik): Evrensel bir ilke olarak farklılıkların reddedilmediği, aksine zenginlik olarak görüldüğü bir model. Asimilasyonun (tek tipçiliğin) tam tersidir; farklılıklar korunarak ortak ve demokratik siyasal çatı altında bir arada yaşanır.
  • Yönetim mekanizmalarının paylaşımlı, kapsayıcı ve demokratik olması: (Örneğin yerel yönetimlerde yetki paylaşımı, siyasal katılım kanalları) güç paylaşımı, demokratik kurumlaşma ve kayyum gibi anti-demokratik uygulamaların reddi bu kapsamda yer alır.
  • Hukuki ve anayasal dayanaklar: Yeni yasal düzenlemeler (‘barış yasaları’ veya ‘demokratik entegrasyon yasaları’), anayasal güvenceler (dil ve kültür hakları, eşit yurttaşlık tanım tanımı ve geçiş dönemi adaleti mekanizmalarının oluşturulup yaratılması.

IMG_PLACEHOLDER_3 Abdullah Öcalan: Yerel demokrasi barışçıl çözümün formülüdür
8 Haziran 2026

Öcalan’ın önerdiği üç temel yasa

“Demokratik entegrasyon, ne asimilasyondur, ne de teslimiyettir. Her kimliğin tanındığı, eşit ve özgür yurttaşlığın güçlendiği, yerel demokrasinin geliştiği bir modeldir” diyen Aktaş, bu modelin, ‘ortak vatan’ fikri etrafında, Türk-Kürt birliğini ve tüm etnik-dini kimliklerin demokratik birliğini hedeflediğini belirtti.

Aktaş, ‘demokratik entegrasyon’ modelinin omurgasını, Öcalan’ın önerdiği üç temel yasanın oluşturduğunu belirterek şunları kaydetti:

  • Demokratik Toplum Yasası: Demokratik uzlaşıyı, çoğulculuğu ve barış kültürünü kurumsallaştırır. Yani, anayasal güvenceye alır. Ayrıştırıcı yaklaşımların alternatifi olarak, ortak geleceği inşa eder.
  • Özgür Yurttaş Yasası: Eşit yurttaşlığı, özgürlükleri ve hukuksal güvenceleri esas alır. Vatandaşlık ilişkisini “millete aidiyet” üzerinden değil, devletle eşit bağ üzerinden yeniden tanımlar.
  • Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası: Yerel demokrasiyi güçlendirir, merkeziyetçi katılıkları yumuşatır, eritir ve katılımcı yönetimi/demokrasiyi teşvik eder. Bu yasalar, ‘barış yasaları’ veya ‘özgürlük ve demokratik entegrasyon yasaları’ olarak anılmaktadır.

“Sürecin başarısı Türk-Kürt kardeşliğini pekiştirir”

Aktaş konuşmasının devamında, sürecin başarıya ulaşması hâlinde Türkiye’de demokratikleşme, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık açısından yeni bir dönemin başlayabileceğini söyledi.

Sürecin “demokratik cumhuriyet” fikrine güçlü katkı sunacağını belirten Aktaş, “Türk-Kürt kardeşliğini pekiştirir, Ortadoğu’ya ilham olur. Yıllarca kan ve gözyaşıyla geçen coğrafyada, siyasetin silahın yerini aldığı bir model ortaya çıkar. Bu, klasik devleti demokratikleştirerek güçlendirir” dedi.

Aktaş ayrıca, barışın yalnızca siyasal değil, ekonomik, sosyal ve kültürel sonuçlar da doğuracağını vurguladı. Sürecin başarıya ulaşması durumunda yatırımların artacağını, turizmin canlanacağını ve gençlerin enerjisinin üretken alanlara yöneleceğini söyleyen Aktaş, toplumsal düzeyde ise travmaların sarılacağını ve yeni kuşaklara barış bilincinin aktarılacağını dile getirdi.

“Yeni bir toplumsal sözleşme inşa etmek”

“‘Demokratik entegrasyon’; demokratik müzakere, hukuksal güvence ve de toplumsal mutabakat gerektirir” diyen Aktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu kez ‘karşılıklı adımlar’ ve ‘güven inşası’ esastır. Bugün Türkiye’nin önünde duran görev budur: İnşa etmek… Neyi inşa etmek? Yeni bir toplumsal sözleşme inşa etmek. Yeni bir demokratik kültür inşa etmek. Yeni bir kardeşlik hukuku inşa etmek. Çünkü demokratik entegrasyon bir tarafın diğerine benzemesi veya aynılaşması değildir. Bir şehrin denize kavuşması gibidir. Nehir kimliğini kaybetmez. Deniz de küçülmez. Tam tersine ikisi birlikte daha büyük bir hayat yaratır. Türkiye’nin ihtiyacı olan da budur.

IMG_PLACEHOLDER_4 CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI – I. OTURUM
“Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var”
Bugün 14:30

“Temel amaç eşit vatandaşlık”

Barışın geçmişi unutmak anlamına gelmediğini vurgulayan Aktaş, yaşanan acıların görünmez kılınmaması gerektiğini söyledi. “Biz geçmişteki hiçbir acıyı unutmayacağız. Hiçbir kaybı inkâr etmeyeceğiz. Ama geçmişin esiri de olmayacağız” diyen Aktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Halklar yalnızca geçmişleriyle yaşayamazlar. Halklar gelecekleriyle büyürler. Türkiye bugün tam da böyle bir eşiktedir. Ya korkularına teslim olacak ya da cesaretle yeni bir yüzyılın kapısını aralayacaktır. İşte demokratik entegrasyonun gerçek anlamı budur.

Aktaş, konuşmasında Avrupa deneyimine de atıf yaptı. Avrupa ülkelerinin uzun savaşların ardından iş birliği ve entegrasyon süreçleri geliştirdiğini belirten Aktaş, kalıcı barışın ancak diyalog, kapsayıcılık ve demokratik kurumların güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.

Demokratik entegrasyonun temel amacının eşit yurttaşlık olduğunu vurgulayan Aktaş, “Herhangi bir toplumsal grubun başka bir gruba benzeştirilmesi hedeflenmez” dedi. Aktaş, Türkiye’nin dar etnik milliyetçiliklerden çıkarak demokratik ulus paradigmasına taşınması gerektiğini savundu.

Sürecin başarıya ulaşması hâlinde Türkiye’nin bölgesinde güçlü bir örnek hâline gelebileceğini belirten Aktaş, “Bu süreç başarılırsa, Türkiye Ortadoğu’nun ışıldayan yıldızı olur. Gençler silaha değil, eğitime, sanata ve bilime yönelir. Cumhuriyet, demokrasi ile taçlanır” ifadelerini kullandı.

IMG_PLACEHOLDER_5 Veysi Aktaş: Sosyalizmi sürükleyen insanın Kürt olmasını kabullenemiyorlar
7 Aralık 2025

“Ortak geleceğimizi birlikte inşa edelim”

“2025’in silahlı mücadele aşamasından 2026’nın yasal ve siyasal inşa aşamasına geçişteyiz. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur” diyen Aktaş, sözlerini şöyle tamamladı:

Yasal güvenceler nasıl sağlanacak? Çözüm şahıslara veya dönemsel politikalara bağlı değil, TBMM çatısı altında kurumsal anayasal güvencelere dayanacaktır. Konuşmamı, Sayın Öcalan’ın kendi sözleriyle bitirmek istiyorum: ‘Demokratik entegrasyon en az cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Bu çağrıya kulak verelim. Ortak geleceğimizi birlikte inşa edelim. Korkuları umuda dönüştürelim. Silahları fikirlere dönüştürelim. Geçmişin acılarını, ortak bir geleceğin harcına dönüştürelim! Ve hep birlikte, ortak vatanımızın yeni ve parlak destanını yazalım!

(VC)