M. Serdar Kuzuloğlu, yapay zeka çağında anonim internetin giderek ortadan kalktığını kaleme aldı. Yazıda, büyük dil modelleri (LLM) ve yapay zeka vekilleri sayesinde anonim kullanıcı profillerinin gerçek kişilerle eşleştirilebildiği belirtildi.
Özellikle ETH Zürich’in Anthropic ve MATS ile birlikte yürüttüğü araştırmaya dikkat çekilen yazıda, geliştirilen algoritmanın anonim hesap sahiplerini yüzde 90’a varan doğrulukla tespit edebildiği aktarıldı. Sistemin, kullanıcıların yazım tarzı, cümle yapısı, kelime tercihleri ve dil kullanımındaki örüntüleri analiz ederek kimlik eşleştirmesi yaptığı ifade edildi.
M. Serdar Kuzuloğlu yazısının tamamı şu şekilde:
“Sosyal medya hesapları, yaşamın her ayrıntısından etkileşim devşirme peşinde. İğdiş edilmiş ve büyüsünü çoktan kaybetmiş yaşamdan sıradışı kesitler çıkarabilme uğruna soluksuz bir yarış. Yarattığı heyecanın ve topladığı ilginin düşük maliyetinden olacak; her tür ifşa, herkes için heyecan verici. Aynı sebepten ötürü çağın en büyük günahlarından biri “gizem”. Fazlasıyla şüphe çekici; hatta sinir bozucu. Kafeste doğan kuşun uçmayı anormallik sayması gibi, münzevi ya da mahrem yaşamlara da israf gözüyle bakılıyor. Spotların odakladığı her gölge, aydınlık mahkumlarının yüreğini biraz daha ferahlatıyor.
Bu hafta Londra’nın göbeğine gizlice kondurduğu “Kör Vatanseverlik” temalı dev heykel ile yeniden gündeme gelen sokak sanatçısı Banksy, ifşa şehvetinin en kadim hedeflerinden.
1990’lardan bu yana halka açık alanlarda politik ve kışkırtıcı eserler üreten sanatçı, bugüne dek kendine ait tek kare fotoğraf ya da bilgi paylaşmadı. Bu yüzden gerçek kimliğine yönelik her teori, haber ya da belgesel büyük ilgi görüyor.
Son örneğinde haber ajansı Reuters geçtiğimiz yıl bir muhabir ekibiyle polis tutanakları, adliye kayıtları, el yazıları, fotoğraflar, tanık ifadeleri ve şirket belgeleri gibi binlerce kaynak üstünde aylarca çalıştı ve tüm ipuçlarını birleştiren dev bir dosya yayımladı. Ajans bu ifşa çabasının gerekçesini “kamu yararı” olarak açıkladı. Reuters’a göre Banksy topluma mal olmuş bir sanatçıydı. Kültür-sanat piyasası ve uluslararası siyasi söylemde belirleyici hale gelmişti. Dolayısıyla kim olduğu bilinmeli ve kamu denetimine tabi olmalıydı.
İfşa avcılarını mıknatıs gibi kendine çeken bir diğer (takma) isim ise “Satoshi Nakamoto”. Kripto paraların amiral gemisi Bitcoin’in teorisini geliştiren, adını koyan, yazılımını kodlayan ve 2009’da kullanıma sunan bu gizemli figüre yönelik teorilerin ucu bucağı yok. Ancak henüz hiçbiri iddiadan öteye geçebilmiş değil. Bu uğurda son çaba, The New York Times gazetesinin üstünde 1 yıl boyu çalışarak geçen ay yayımladığı kapsamlı araştırma oldu. “Bitcoin Gizemi” adlı bir belgeselden yola çıkarak yürütülen analizde, onları şüphelendikleri isme Nakamoto’nun internet forumlarındaki yazışmaları; sözcük seçimleri, cümle kalıpları ve yazım hataları götürmüştü.
BÜYÜK “TEŞHİS” MODELİ
Bir sokak sanatçısının ya da kripto para teorisyeninin gerçek kimliği, savundukları fikirler ya da ürettiği çıktılar adına ne ifade eder, neyi değiştirir; tartışılır. Ancak bu kedi-fare oyununda gizem avcılarının elinin her geçen gün biraz daha güçlendiği tartışılmaz bir gerçek. Sırtını büyük dil modellerine (LLM) yaslayan yapay zeka algoritmaları, bireylerin anonim kalma ihtimalini her geçen gün biraz daha zayıflatıyor. Hele ki internette Batman – Bruce Wayne tarzı çift kimlikle yaşıyorlarsa.
Ulaşılan seviyenin açık kaynaklara yansıyan en çarpıcı belgesi, İsviçre teknoloji enstitüsü ETH Zürich’in yapay zeka girişimi Anthropic ve MATS ile birlikte yürüttüğü çalışma. Büyük dil modellerini kullanarak özel bir algoritma geliştiren ekip, bu sayede anonim hesap sahiplerinin gerçek kimliklerine yüzde 90’a varan tutarlılıkla tespit edebilir hale gelmiş. Kişinin hem kendi ismiyle hem de anonim hesapla var olduğu hallerde başarı oranı daha da yükseliyor.
Kullanılan yöntemin özü gayet klasik. Anonim hesapların paylaşımlarındaki dil, üslup, yazım hataları, cümle yapıları ya da sözcük seçimlerinden yola çıkılarak oluşturulan örüntü, kişinin kendi ismini taşıyan hesaplarındaki metinler ile eşleştiriliyor. Tekniği emsalsiz kılan, bunun için kullanılan algoritmanın kudreti. Kurbanının kokusunu belleyen yapay zeka vekili (AI agent), bir av köpeği misali internetin altını üstüne getirerek bu izin peşini sürmeye başlıyor. Üye olunan hizmetler, sosyal ağlarda ya da forumlarda yorum yapılan ürünler; hatta puanlanan filmler dahi algoritmanın başarısında pay sahibi.
Bu yöntemle kişinin sadece gerçek kimliği değil; işi, adresi, siyasi eğilimleri, cinsel yönelimleri dahi tespit edilebiliyor. Hesabınızı kapatmış ya da paylaşımlarınızı silmiş olsanız dahi, tüm açık verileri toplayan hizmetlerden satın alınan arşivlerden geçmişe yönelik taramalar gerçekleştirilebiliyor.
ETH Zürich’in geliştirdiği model, kimlik deşifresi için eğitildiğinden neredeyse kusursuz çalışıyor. Fakat buna yakın sonuçlara ChatGPT, Claude veya Gemini gibi mevcut popüler ürünler ile ulaşmak da ihtimaller arasında.
Doksanlı yıllara denk gelen (ticari) internetin erken dönemlerinde en büyük tabu, bir başka kullanıcıya gerçek ismini söylemekti. İnternet herkesin takma adıyla var olduğu, alternatif bir evrendi. Bugünün popüler hizmetleriyse, profilimizi resmi kimlik belgesiyle onaylamak (eşleştirmek) istiyor.
Yapay zeka çağında anonim kalmak, fanteziye dönüşen bir tercih. Ve ifşa bağımlıları “doz aşımı” nedir bilmiyor.”