Yaratıklar 40.000 yıl sonra yeniden canlandı

Milyonlarca yıl boyunca donmuş halde kalan mikroorganizmaların, çözülmenin ardından yeniden yaşam belirtileri göstermesi bilim dünyasında dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Alaska’daki donmuş toprak tabakalarında yapılan araştırmalar, tarih öncesi dönemlerden kalan mikrobiyal yaşamın tamamen yok olmadığını kanıtladı.

DONMUŞ TOPRAK ÖRNEKLERİ İNCELENDİ

Bilim insanı Tristan Caro öncülüğündeki ekip, Alaska’nın iç kesimlerinde bulunan özel bir tünelden permafrost örnekleri topladı. Araştırma alanındaki tünel duvarlarında hâlâ tarih öncesi bizon kalıntılarının izlerine rastlanabiliyor. Toplanan donmuş toprak örnekleri laboratuvar ortamında kontrollü şekilde çözüldü ve yaklaşık altı ay boyunca gözlem altında tutuldu. İlk aşamada mikrobiyal hareketlilik oldukça düşük seviyede kaldı. Ancak ilerleyen süreçte örneklerde biyolojik aktivitenin belirgin biçimde arttığı görüldü.

MİİKROORGANİZMALAR KARBO SALIMI YAPABİLİYOR

Araştırmacılar, çözülen toprakta bulunan mikroorganizmaların organik maddeleri parçalayarak karbondioksit üretmeye devam ettiğini belirtiyor. Bu durum, donmuş bölgelerdeki yaşamın tamamen sona ermediğini gösteriyor. Caro’ya göre bu örnekler “ölü” kabul edilemeyecek kadar aktif. Mikropların çevresel koşullar uygun hale geldiğinde yeniden işlev kazanabildiği ifade ediliyor.

TÜNELDEKİ KOKU DİKKAT ÇEKTİ

Araştırma sırasında bilim insanlarının dikkatini çeken unsurlardan biri de tünelin içindeki yoğun koku oldu. Uzmanlar, ortamın uzun süre kapalı kalmış nemli ve küflü bir bodrumu andırdığını belirtiyor.

Mikrobiyologlara göre bu tür kokular çoğu zaman biyolojik faaliyetlerin işareti olabilir. Özellikle organik ayrışma süreçleri sırasında ortaya çıkan mikrobiyal bileşikler, çevrede belirgin bir koku oluşturabiliyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ AÇISINDAN RİSK

Jeoloji uzmanı Sebastian Kopf, donmuş toprakların çözülmesiyle birlikte eski mikrobiyal yaşamın yeniden aktif hale gelmesinin iklim açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.

Permafrost tabakalarının büyük miktarda karbon depoladığı biliniyor. Bu alanların çözülmesiyle birlikte atmosfere ek sera gazı salımı gerçekleşebilir. Bilim insanları, bu sürecin küresel iklim dengesi üzerindeki etkilerini anlamaya çalışıyor.

Bunun yanı sıra, İncil’de adı geçen antik bir kentte bulunan Athena Heykeli de arkeoloji dünyasında ilgi uyandırdı. İnce mermer işçiliğiyle dikkat çeken eser, erken klasik dönemin sanatsal özelliklerini yansıtan önemli buluntular arasında yer alıyor.

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir