Yargıtay’dan boşanma davalarında düğün takıları için emsal karar

Yargitaydan bosanma davalarinda dugun takilari icin emsal karar dhDR46C1.jpg

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davalarında eşler arasında en büyük uyuşmazlık konularından biri olan düğün takılarının paylaşımına ilişkin emsal niteliğinde bir içtihat değişikliğine gitti. Yıllarca uygulanan ve düğünde kime ne takılırsa takılsın tüm altınların geline ait olduğunu öngören kuralı kaldıran Daire, takıların artık kime takıldıysa ona ait olacağına hükmetti.

Yeni uygulamanın gerekçesi, bir boşanma davasında yaşanan takı anlaşmazlığı üzerine verilen kararla ortaya konuldu. Davacı kadının, düğünde damada takılan 6 adet çeyrek altının da kendisine ait olduğunu iddia etmesi ve Aile Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin bu talebi yerinde bulması üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Kararın erkek tarafından temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yıllarca süren uygulamanın neden kaldırıldığını ayrıntılarıyla anlattı.

“İÇTİHATLARDA DEĞİŞİKLİĞE GİDİLMESİ ZORUNLULUĞU DOĞMUŞTUR”

Önceki içtihatlarda aksine bir anlaşma ya da örf adet kuralı olmadığı takdirde tüm takıların kadına ait sayıldığını hatırlatan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, toplumun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğradığına dikkat çekerek, “Ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddi katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni ilkesel görüşe göre taraflar arasında bir anlaşma varsa paylaşımın buna göre yapılacağını belirten Daire, kararın devamında şu ifadelere yer verdi:

“Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan veya verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse, yani kadına ya da erkeğe özgü bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır.”

“O ŞEYİN HER İKİ CİNSE ÖZGÜ OLDUĞU BELİRLENMİŞSE ORTAK KABUL EDİLMELİDİR”

Takıların kime özgü olduğu konusunda çekişme yaşanması halinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini vurgulayan Yargıtay, “Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan veya verilen eşe ait olur. Takı sandığı veya torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir.” dedi.

Uyuşmazlıkların bu ilkeler doğrultusunda çözülmesi gerektiğinin altını çizen Daire, ispat yükünün hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden kişiye düştüğünü belirterek, “Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“ERKEĞE TAKILAN 6 ADET ÇEYREK ALTIN DAVALI ERKEĞE AİTTİR”

Somut olayda davalı erkek tarafından harcanan ve iade edilmeyen 4 adet 22’şer gram bilezik, 3 adet gremse altın, 10 adet çeyrek altın ve 1 adet 14 gram kolye-zincir yönünden davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına hükmeden Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin damada takılan altınları da geline vermesini usul ve kanuna aykırı bularak kararı bozdu.

Dosyadaki bilirkişi raporunda düğün sırasında davalı erkeğe 6 adet çeyrek altın takıldığının açıkça belirlendiğine dikkat çeken Daire, kararda şu tespitlerde bulundu:

“Doğrudan erkeğe takılan ve niteliği itibarıyla kadına özgü ziynet eşyası sayılmayan bu 6 adet çeyrek altının davalı erkeğe ait olduğunun kabulü gerekirken, İlk Derece Mahkemesince toplam 16 adet çeyrek altının tamamının davacı kadın lehine hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, çeyrek altınlar yönünden yalnızca 10 adet üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken, erkeğe ait olan 6 adet çeyrek altının da davacıya ait kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”

yok

Author: Yusuf Arslan