Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin MYK toplantısının ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Kılıç, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı ve erken seçim tartışmaları için de CHP’de yaşanan krize dikkat çekerek “Muhalefetin bunu konuşması lazım ama muhalefette de başta ana muhalefet partisi olmak üzere maalesef çok büyük bir dağınıklık var. CHP’nin resmi genel başkanı ve CHP içerisinde yaşananlara bakıldığı zaman iktidarın ve Sayın Erdoğan’ın ve de Sayın Devlet Bahçeli’nin arzu ettiği, istediği politik ortam her geçen gün daha da şekillenmektedir diye düşünüyoruz” vurgusu yaptı.
“NATO’DAN GERİYE KALAN TRAFİK ÇİLESİ OLMAMALI”
Suat Kılıç, Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapılacak NATO zirvesine ilişkin “Türkiye bu zirvede veren değil, alan olmalıdır. NATO’dan geriye kalan, çektiğimiz trafik çilesi olmamalı, Türkiye, stratejik müttefiklikle bağdaşmayan tehdit ve kuşatmalardan kurtulmalıdır” dedi.
Kılıç, “36. NATO Zirvesi 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplanıyor. Konjonktür ve Türkiye’yi çevreleyen savaşlarla bir arada düşünüldüğünde NATO tarihinin en kritik zirvesi. Türkiye bu zirvede veren değil, alan olmalıdır. Üretici ortağı olduğumuz, parasını ödediğimiz, binlerce parçasını ürettiğimiz F-35 savaş uçaklarını teslim almalıyız. Mevcut envanterin bel kemiği olan F-16 savaş uçaklarının modernizasyon projesinin onayı alınmalıdır. NATO’nun Türkiye’ye borcu olan Patriot savunma sistemlerinin teslimatı yapılmalıdır. NATO’dan geriye kalan, çektiğimiz trafik çilesi olmamalı, Türkiye, stratejik müttefiklikle bağdaşmayan tehdit ve kuşatmalardan kurtulmalıdır. Bu zirve, NATO’nun Türkiye’de yeni bir üs kurmasıyla sonuçlanmamalıdır” dedi.
“İKTİDARIN İSTEDİĞİ ORTAM HER GEÇEN GÜN DAHA DA ŞEKİLLENİYOR”
Kılıç, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir muhabirin, “Dün AKP Sözcüsü Ömer Çelik, ‘AK Parti’nin adayı önümüzdeki seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’ dedi. Ya anayasa değişikliği ya da Meclis’ten geçmesi lazım. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Ben doğrusu yargıda alınacak kararların, atılacak adımların iktidarın çok yakın ve sıkı takibi, denetimi altında olduğunu görüyorum. Yani iktidar bir şeyi hukuka ve anayasaya nasıl uyduruyorsa toplumun geneli o şekilde bir kabul içerisine giriyor. Dolayısıyla Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığını tartışmanın bir faydasına kani değil. Sayın Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olmak istediği takdirde olacaktır. Çünkü yıllar önce ana muhalefet partisi ‘Aday olabilmesi için erken seçim yapılması lazımdır’ dedi. Sonra da anayasa yorumcuları ‘Bir hafta önce de olsa bir ay önce de olsa erken seçim erken seçimdir’ diyerek bu kapıyı sonuna kadar açtı. Bugün yapılması gereken Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığını tartışmak değildir. Olmak istediği takdirde aday olacaktır. Bugün konuşulması gereken muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ya da adaylarının kim olacağıdır? Sayın Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı seçimi yarışında muhalefetin hangi isimle zorlayacağıdır. Muhalefetin bunu konuşması lazım ama muhalefette de başta ana muhalefet partisi olmak üzere maalesef çok büyük bir dağınıklık var. CHP’nin resmi genel başkanı ve CHP içerisinde yaşananlara bakıldığı zaman iktidarın ve Sayın Erdoğan’ın ve de Sayın Devlet Bahçeli’nin arzu ettiği, istediği politik ortam her geçen gün daha da şekillenmektedir diye düşünüyoruz.”
BAHÇELİ’YE ‘ÜYELİK SÜRECİNİ SONLANDIRARAK KURTULABİLİRLER”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raporu’na ilişkin eleştirilerini değerlendirmesi istenen Kılıç, şunları söyledi:
Avrupa Birliği bize bir söylüyorsa bizim onlara bin söyleyecek haklı durumlarımız var. Ama mahkeme kararlarına uyulmaması Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına Türk yargısının riayet etmemesi gibi çok haklı bir takım eleştiriler de var. Bunu da görmezlikten gelemeyiz. Sayın Bahçeli iktidar ortağıdır. Eğer Avrupa Birliği’nin raporlarından rahatsızlarsa, gerçekten üyelik sürecini sonlandırarak Avrupa Birliği’nin bu raporlarına muhatap olmaktan kurtulabilirler. Bizim önerimiz bu mudur? Değildir. Bizim önerimiz nedir? Mademki üyelik sürecinin içindeyiz. Gereğini yerine getirin. Her şeyden evvel vatandaşlarımızın serbest dolaşım hakkını kurtaracak, koruyacak bir hamleyi gerçekleştirin. Yani ya onurlu bir ilişki, onurlu bir birliktelik olsun Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde ya da bırakalım onlar yoluna biz yolumuza gidelim. Alternatiflerimiz var. Her şeyden evvel bizim için D-8’ler var. D-60 var. D-160’lar var. Avrupa Birliği bizim için olmazsa olmaz değil. Ama bugünkü hükümet için madem ki olmazsa olmazdır, o zaman bir şeyleri doldurmaları elzemdir.”