Milli Eğitim Akademisi Başkanlığı tarafından yürütülen ‘Eğitim Kurumları Yönetici Yetiştirme Programı’, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in verdiği ilk dersle başladı.
Yeni uygulama, eğitimciler tarafından ‘eğitimi ciddiye almayan yönetim anlayışının yeni bir örneği haline geldiği’ yönünde eleştirildi.
Eğitimciler, söz konusu uygulamayla okul müdürleri ve müdür yardımcılarının; plansızlığın, keyfiliğin ve “ben yaptım oldu” anlayışının bedelini ödemeye zorlandığını belirtti.
Uygulamaya ilişkin Cumhuriyet’e açıklamalarda bulunan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, bugün yalnızca Ankara merkez ve ilçelerinden tam 969 okul yöneticisinin, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sadece 20 dakikalık bir konuşması için sabahın erken saatlerinde Talim ve Terbiye Kurulu salonuna çağrıldığını duyurdu.
Özbay, tarihi günler öncesinden belli olan bir organizasyonun bu şekilde yürütülmesinin basit bir koordinasyon sorunu değil, eğitimcilere yönelik açık bir saygısızlık olduğunu dile getirdi.
“İSTEĞE BAĞLI GİBİ SUNULUP DAYATMA YAPILDI”
Katılımın başvuru şartı yapılıp aynı anda “isteğe bağlı” gibi sunulduğunu ve bunun bir dayatma olduğunu kaydeden Özbay, şu ifadeleri kullandı:
“Hafta sonu, bayram tatili, özel yaşam demeden eğitim emekçilerinin hayatını yok sayan bu anlayış; üstelik çoğu yalnızca slayt sunumlarından oluşan içerikleri yüz yüze katılım zorunluluğuyla dayatmaktadır.
Uzaktan yapılabilecek eğitimlerin özellikle yüz yüze yapılmasında ısrar edilmesi, eğitimin niteliğiyle değil, ‘katılım göstermiş olma’ görüntüsüyle ilgilenildiğini ortaya koymaktadır. Erasmus görevi nedeniyle yurt dışında bulunanlar, sınav görevi olanlar, aylıksız izinde bulunanlar ya da aylar öncesinden program yapmış yöneticiler bu plansızlığın mağduru olmuştur. Üstelik bu mağduriyet yalnızca Ankara’yla sınırlı değildir. Türkiye’nin birçok ilinde eğitim yöneticileri benzer dayatmalarla karşı karşıya bırakılmıştır.”
“KENDİ İMKANLARIYLA GİTMEK ZORUNDA BIRAKILDILAR”
Bakanlığın çevrim içi eğitim taleplerine kulak tıkarken; 40 kişilik salonlara yöneticileri doldurup video ve sunum izletmeyi “yüz yüze eğitim” olarak sunduğunu ifade eden Özbay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu tablo, eğitim kavramının içinin nasıl boşaltıldığını açıkça göstermektedir. Dinlenme hakkı gasp edilen yöneticiler, bazı illerde 200–300 kilometreyi bulan yolları kendi imkânlarıyla gitmek zorunda bırakılmıştır. Buna rağmen tek kuruş yol ücreti ya da harcırah ödenmemesi kabul edilemezdir. İşin daha da vahim tarafı ise eğitimde görevlendirilen eğitmenlerin önemli bir kısmının görevlendirildiklerini 1-2 gün önceden, hatta bazı durumlarda bir akşam önce gelen telefonlarla öğrenmiş olmasıdır.
Birçok eğitimci “Akşam aradılar, sabah eğitime geleceğimi o zaman öğrendim” diyerek yaşanan plansızlığı bizzat ifade etmiştir. Sadece eğitimciler değil, kursun yapılacağı okullara bile bazı yerlerde 1-2 gün önceden bilgi verilmiştir. “Akademi” tarafından yürütüldüğü söylenen bu eğitimlerin akademik bir planlamadan uzak olduğu, yükün doktora yapmış öğretmenlere, müfettişlere ve il-ilçe yöneticilerine bırakıldığı görülmektedir. Ortada gerçek anlamda bir akademi değil; her zamanki gibi ‘mış gibi yapan’ bir anlayış vardır.”