Besin alerjileri çocuklukta başlasa da yetişkinlerde de görülebilir. Üstelik bu durum hafif cilt döküntülerine yol açabileceği gibi hayati tehlike yaratan ciddi reaksiyonlara da sebep olabilir.
Sözcü’den Nazan Doğaner Halıcı’nın haberine göre, bu alerjilerde belirtilerin özelliğinin ve çıkış zamanının, teşhis açısından son derece hayati olduğuna vurgu yapan İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, konuyla ilgili bilinmesi gerekenleri şöyle
sıraladı:
İÇERDİKLERİ PROTEİNDEN KAYNAKLI
Alerjiye yol açan genellikle besinlerin içindeki protein yapılarıdır. Fıstık alerjisi en yaygın alerjik gıdalardan biridir. Anafilaksi tarzında alerjik reaksiyonlara neden olarak anafilaktik ölüme dahi neden olabilir. Fıstığa alerjisi olanlar fıstık yağı kullanabilir. Çünkü yağın çıkarılması esnasına da proteinler tam besinden ayrışmış olmaktadır.
VÜCUTTAN İLK 2 SAATTE TEPKİ GELİR
Besin alerjisi, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birleşimiyle gelişir. Bağışıklık sisteminin tolerans
geliştirememesi sonucu, bazı proteinler tehdit olarak algılanır ve reaksiyon başlar. Yani vücudun bağışıklık sisteminin yabancı olan veya yabancı olarak tanımladığı maddelere karşı geliştirdiği reaksiyonlara ‘besin alerjisi’ denilir. Reaksiyonlar genellikle gıdanın tüketilmesiyle birlikte ilk iki saat içinde ortaya çıkar.
Aslında her besinin alerjiye yol açabilme potansiyeli vardır. Sık tüketilen gıdalara karşı alerji daha yaygındır. Bir besine karşı alerjinin olup olmadığı, kişinin sorgulanması, alerjik deri testleri ve alerjen maddeye karşı ortaya çıkan IgE sınıfı antikorların kandaki varlığıyla ortaya konabilmektedir.
BU YİYECEKLERİ DİKKATLİ TÜKETİN
İnek sütü, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri (karides, kerevit, ıstakoz), kabuklu kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz), yaban mersini, domates, çilek, çikolata, ketçap, mayonez, margarin, bal gibi yiyecekler en sık alerjiye yol açan yiyeceklerdir. Günlük hayatta sık tüketilen süt, yumurta ve tahıllar en sık
alerjiye yol açabilen gıdalardır. Tahılların içinde bulunan glüten proteini işlenmiş gıdalarda en fazla bulunan katkı maddesidir ve alerjiktir. İnek sütünde bulunan kazein proteini de alerjik ve kanserojendir.
TEDAVİSİ NASILDIR?
Besin alerjilerinde kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Hastanın alerjik olduğu besin ürünlerinden kaçınması
reaksiyonları önlemenin tek yoludur.
Hangi gıdaların şikayeti artırdığını anlamak için bir beslenme günlüğü tutmanın faydası olabilir. Çünkü yumurta alerjisi olan bir kişide içinde az miktarda yumurta bulunan keke karşı da alerjik reaksiyon gelişebilir. Hafif reaksiyonlarda bazı ilaçlar kullanılabilir. Anafilaksi öyküsü olan veya yüksek riskli besin alerjili hastalara adrenalin oto-enjektör verilmelidir. Hastalar kullanımı konusunda da bilgilendirilmelidir
Tatlandırıcı gibi amaçlarla sık olarak kullanılan katkı maddelerinin alerjik reaksiyonlara yol açma ihtimali azdır. Monosodyum glutamat, sülfit ve benzoik asit gibi maddeler daha sık alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Besinlerin işleme tabi tutulması, pişirme, kızartma gibi işlemler alerjik maddelerin niteliğini değiştirir. Besin maddesinde bulunan alerjenlerin miktarı azalırken yeni
alerjenler ortaya çıkabilir. Günümüzde hazır gıdalarda 10 binden fazla katkı maddesi
bulunmaktadır. Bu katkı maddelerinin alerjik belirtilere ve kanserojen etkiye yol açıp açmadıkları kestirilememektedir.
FARKLI ORGANLARDA BELİRTİ GÖRÜLEBİLİR
Besin alerjileri çok değişik organları ilgilendiren ve tanı karışıklığına yol açan belirtilerle seyredebilir. Deride kaşıntı, yanma, kızarıklık, egzama, sivilce; burunda akıntı, tıkanıklık, hapşırma, nezle; gözlerde sulanma, kaşıntı, seğirme, konjonktivit (kırmızı göz hastalığı), eklemlerde ağrı, sindirim sisteminde ağız kuruluğu, geğirme, midede yanma, reflü, ishal, bulantı, kusma, gastrit; akciğerlerde kuru öksürük, astım; sinir sisteminde baş ağrısı, nefes darlığı, migren, uyku hali gibi çok değişik, farklı, teşhis konulamayan belirti ve bulgulara yol açmaktadır.
TAVSİYELER
Gıda alerjilerine karşı şu noktalara dikkat edilmeli:
-Besinlerin ağızda iyice çiğnenmesi, mide ve bağırsak
sindiriminin yeterli olması çok önemlidir. Mide asidini azaltacak ilaçlar, çok yeme, uygun olmayan yiyecek kombinasyonları alerji ihtimalini artırır.
-Proteinlerle birlikte nişastalı yiyecekler ve meyveler
tüketilmemelidir.
– Meyveler kahvaltı öncesi ve öğün aralarında
tüketilmelidir.
-Yeşil yapraklı sebzeler her besin türüyle birlikte yenebilir.
Temiz, bütün, organik, taze, işlenmemiş gıdalar
tüketilmelidir.
-Alerjik gıdalardan uzak durulmalıdır. Glüten alerjisi
sanıldığından çok daha yaygındır. Glüten içeren, ekmek
kesilen aletlerin sabun ile ve sıcak su ile yıkanması gerekir.
-İşlenmiş hazır gıda maddelerinin etiketlerinin incelenmesi
önemlidir.
-Restoranlarda tüketilen yemeklerde de gizli besin
alerjenleri olabileceğinden yiyecek içerikleri hakkında bilgi
alınmalıdır.