CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik “mutlak butlan” kararı, seçim yargısının en üst mercii olan Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) önüne gelmiş ancak YSK, bölge mahkemesinin verdiği karara itirazı reddetmişti.
YSK’da o gün yaşananları ve kurulun tartışmalara neden olan ret kararını seçim hukukunu bilen isimler anlattı.

MUTLAK BUTLAN GÜNÜ YSK’DA NE YAŞANDI?
Nefes yazarı Nuray Babacan’ın aktardığı bilgilere göre, YSK üyeleri, CHP’nin itirazını değerlendirirken asıl hukuki çelişkiyi görmezden geldi.

Mahkemeye yapılan başvuru sadece 38. Kurultay’ı kapsamasına rağmen, istinaf mahkemesi YSK’nın daha önce geçerli saydığı 39. Kurultay’ı ve tüzük değişikliklerini de yok saymıştı. YSK’nın elinde, “Daha önce hukuken geçerli saydığımız 39. Kurultay mazbataları halen geçerlidir” diyerek tartışmaları bitirme fırsatı varken; kurul üyeleri, “Biz hukuk mahkemelerinin temyiz makamı değiliz” diyerek sorumluluk almaktan kaçındı.
Bu tutum, seçim yargısına olan güvenin sarsılmasına neden olurken, YSK’nın “Bu sorunu yargı başlattı, yargı bitirsin; bizi bulaştırmayın” ifade edildi.
TEK TEK ANLATTI
Yüksek Seçim Kurulu, Bölge Adliye Mahkemesi’nin “gereğini yapın” talimatı içeren yazısını mahkemeye iade ederek, adli yargının kararlarının uygulayıcısı olmayacağını tescilledi.
Kurul, “tam kanunsuzluk” yetkisinin sadece il ve ilçe seçim kurullarının kararları için işletilebileceğini savunarak adli yargı kararlarına müdahale etmeyeceğini bildirdi. Ancak hukukçular, YSK’nın kendi tescil ettiği seçim sonuçlarına sahip çıkmamasının, asliye hukuk mahkemelerinin seçim sonuçlarını değiştirebileceği yönünde tehlikeli bir emsal oluşturduğuna dikkat çekti.
YAKUPOĞLU’NUN GÖREVDEN ALINMASI ÜZÜNTÜ YARATMIŞ
Babacan’ın aktardığına göre, CHP’nin 15 yıllık YSK temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu tarafından, Özgür Özel yönetiminin itiraz başvurusunu yaptığı gerekçesiyle görevden alınması, YSK’da üzüntü yaratmış.

Kılıçdaroğlu ile uzun yıllar çalışan ve AKP iktidarının bile 23 yıl boyunca hedef almadığı Yakupoğlu’nun, genel başkanın talebini yerine getirdiği için cezalandırılması “kişisel duygularla hareket edildiğinin” kanıtı olarak görülürken Babacan, bu durumun muhalefet içindeki odağın sadece genel merkez iktidarı olduğunu gösterdiğini ifade etti.