Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramı kapsamında yaptığı açıklamalarda Özgür Özel ile bayramlaşabileceklerini söyledi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, parti içinde ayrışma ve kavganın doğru olmadığını belirterek birlik mesajı verdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisini arayarak bayramını kutladığını söyleyen Kılıçdaroğlu, görüşmenin tamamen bayramlaşma çerçevesinde geçtiğini ifade etti. “Sayın Bahçeli’nin öyle kibar bir özelliği var, arar. Karşılıklı iyi niyet mesajlarımızı ilettik” dedi.
Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin soruya ise “Olur tabii, niye olmasın? Bayramlaşma da olur” yanıtını verdi. Yüz yüze görüşme ihtimaline ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, “Niye gelmeyelim arkadaşlar? Biz düşman değiliz ki. Aynı partide görev yapan iki kişiyiz” ifadelerini kullandı.
CHP’de yaşanan tartışmaların hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, partinin güçlü bir “itiraz kültürü” bulunduğunu belirterek, “Bu kültür partiyi diri tutar. Parti içinde birlik sağlanır, niye sağlanmasın?” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun gazetecilerin sorularına karşılık verdiği cevaplar şöyle;
Dün telefon meselesinden bahsetmiştiniz. Kimlerle iletişime geçtiniz?
Ağırlıkta %99 vatandaşlar, partiler onlarla. Sayın Bahçeli, aradı, teşekkür ettim kendisine. Doğal olarak her bayramda bir şekliyle bayramlaşıyorduk. Sayın Bahçeli’nin öyle kibar bir özelliği var, arar.
Sürece dair de bir yorum oldu mu?
Yok, hayır. Sadece bayramlaşma. Zaten bayramlaşmada başka konular doğal olarak konuşulmaz, görüşülmez. Onların iyi niyetleri, mesajları oluyor. Bizim de iyi niyetlerimiz, mesajlarımız oluyor. Karşılıklı teşekkür ederek telefonları kapatıyoruz.
Sayın Özgür Özer ile bir görüşme olmadı ama olur tabii. Niye olmasın? Bayramlaşma da olur, tabii niye olmasın?
Telefon mu bekliyorsunuz, aramayı mı düşünüyorsunuz?
İkisi de olabilir, ikisi de olabilir. Yüz yüze gelir misiniz ya da? Niye gelmeyelim arkadaşlar? Biz düşman değiliz ki. Aynı partide görev yapan iki kişiyiz. Dolayısıyla bütün partilerimizle buluşuruz, konuşuruz, görüşürüz. Bunlar bizim doğal görevlerimiz yani. Böyle ayrışmak, kavga etmek, ayrışmayı çok dönülemez noktalara taşımak doğru değil tabii, doğru değil.
Bütün bayram mesajlarınızda birlik, beraberlik mesajı verdiniz ama parti de bunu sağlamak zor olacak mı acaba?
Nasıl günlerdir? Sağlanır, sağlanır. Partide sağlanır, niye sağlanmasın? Bizim partinin ciddi bir itiraz kültürü vardır ve bu itiraz kültürü partiyi diri tutar. Bu yeni değil daha, öteden beri olan bir gelenektir bu. Diğer partilerden farklıdır Cumhuriyet Halk Partisi ama sonuçta o itiraz edenler falan filan bir araya gelirler, otururlar, konuşurlar, tartışırlar ama partinin ana ekseninden ayrılmazlar.
BAHÇELİ’NİN ORTAK FORMÜL ÖNERİSİ
Şimdi o konulara girmek istemem. Her öneriyi siyasetçilerin değerlendirmesi onların görevleri arasındadır. Öneri gelir, önerilere bakılır, değerlendirilir. Katılırsınız veya katılmazsınız ama sonuçta her gelen öneriyi tabii siz salt tek başınıza değil, birlikte çalıştığınız arkadaşlarla beraber oturursunuz, konuşursunuz, tartışırsınız. Öneri sizin açınızdan kabul edilebilir türdense zaten bir sorun yok. Değilse de zaten bir görüşmede neden o görüşe katılmadığınız bir şekilde aktarılır.
Kurultay çağrıları var. Mesela 9 Eylül tarihi ve kurultay çağrılarına nasıl yaklaşıyorsunuz?
Kurultay yapacağız arkadaşlar. Kurultaysız bir parti olur mu? Kurultay yapılacak. Tabii bunun için kurultayın yasal zeminde yapılması lazım. Tedbir kararı var. Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır yani, sorun yok.
Tedbir uzun sürse, Yargıtay’daki durum bir seneyi bulsa, kurultay o zaman bir sene sonra mı yapılacak diye anlıyoruz? Doğru mu? Hani Yargıtay’dan kararın kesinleşmesi beklenecek?
Şimdi onu hukukçular biliyor. Ben de hukukçu arkadaşlara söyledim. Dedim ki kurultay olması yönünde zaman zaman ifadeler, talepler, dilekler bize yansıyor. Biz bunu en kısa sürede nasıl yapabiliriz diye. Onlar bize, ‘Tedbir kararı olduğu sürece bunu yapamazsınız ama tedbir kararı kalktıktan sonra kurultayı yapabilirsiniz’ dediler. Biz de tabii bakalım yani ne olacak. Dediğim gibi daha olayın bütün ayrıntılarını arkadaşlarımla beraber görüşmedim. Yani onlarla oturup görüşmemiz lazım. Her şeyi genel başkan biliyor diye bir düşüncede değilim. Kuşkusuz bu hukukçuların alanında. Hukukçu arkadaşlarla bir araya geleceğiz, oturacağız, konuşacağız. Nedir, en kısa sürede kurultayı nasıl yaparız, bunları yapacağız.
2 milyon üyeyle genel başkan seçim çağrısı vardı dün Sayın Özel’e. “2 milyon üyeye soralım, genel başkan seçelim” diye. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
“Genel başkanın nasıl seçileceği belli. Siz kurultayı devre dışı bırakamazsınız. Genel başkanları kurultaylar seçer.
Özgür Özel’in grup başkanlığının düşürülmesi noktasında bir itiraz yaptınız mı Kemal Bey?
Bu konulara girmiyorum arkadaşlar. Her şeyin yasal zeminde yapılması lazım. Yasa dışına çıktığınız andan itibaren parti olarak da kişi olarak da sorunlarla karşılaşırsınız. Her şeyin yasal zeminde yapılması lazım. Eğer siz yasaları tanımazsanız yaptığınız işlemlerin tamamı sonuçsuz kalır. Dolayısıyla her şeyin yasal zeminde yapılması, grup başkanlarının seçilmesi, grup başkanvekillerinin seçilmesi, kurultayların yapılması, kurultaylarda delegelerin seçilmesi, parti meclisinin seçilmesi… Bütün bunların hepsinin hukuk zemininde yapılması lazım. Hukukun dışına çıktığınız zaman olmuyor yani. Biz de hukuk içinde her şeyin yapılmasına özen gösteriyoruz.
Yargıtay’daki temyiz başvurusunun geri çekilmesi de aslında çok önemli…
Onu hiç bilmiyorum. Samimi söylüyorum. Hukukçu olmadığım için yani nedir, ne değildir, nerededir bilmiyorum. Çünkü bu davanın tarafı değilim. Davaya taraf olmadığım için dava nedir, ne değildir, hangi süreçtedir bilmiyorum. Nasıl oluyor bize böyle bir karar geldi, biz de o karara uyduk. İşin Türkçesi bu.
Birkaç gündür ihraç meselesi tartışılıyor. Sizin önünüzde özel bir liste olduğu ve bu listelerin daha da genişleyeceği, bununla ilgili ilk işinizin belki de bir Parti Meclisi toplayıp ihraç süreci başlatacağınız yönünde iddialar var. Doğru mudur? Ek olarak üyeliklerin askıya alınması…
Arkadaşlar bir sürü dedikodu. Bunlara inanmayın. Herkes bir şey söylüyor ve ondan sonra bunlar sorun olarak ortaya çıkıyor. Bir parti yönetimi hukuk içinde ve ciddiyetle yapılır. Siz dedikodularla, birisinin talebiyle, öbürünün talebiyle bir şey yapamazsınız. Hukuk içinde kalmak zorundasınız. İhraç… İhracın koşulları vardır. Bir kişiyi hemen tutup da ‘Ben bunu beğenmedim, partiden ihraç edeyim’ diye bir kural yok. Böyle gider yarın yargıya başvurulur, geri döner. O zaman siz ne yapacaksınız? Kurallara uymak zorundasınız. İhraç varsa açarsınız partinin tüzüğünü. Bir kişi hangi gerekçelerle partiden ihraç edilir, bakarsınız oraya. O kurala göre yaparsınız. Yoksa ‘Ben şunu beğenmedim, seni partiden ihraç edeceğim’ olmaz. Geçmişte buna benzer uygulamalar olmuştur. Bu, pek çok partilimizi yaralamıştır ama onların çoğu yargı kararıyla tekrar partiye dönmüşlerdir.”
Parti Meclisi’ni toplayacak mısınız?
Büyük bir olasılıkla toplayacağız. Bir halkla buluşmamız var. Ondan sonra da Parti Meclisi’ni doğal olarak toplayacağız. Merkez Yönetim Kurulu’nu belirleyeceğiz, yolumuza devam edeceğiz.”
Halkla buluşma derken efendim, tam bayramın dördüncü günü Sayın Özgür Özel’in de Ankara’da bir programı olacak. Aynı gün bir araya gelme gibi bir talep?
“Olabilir, olabilir tabii. Dediğim gibi o konuları çok fazla görüşmedim. Bir de bayram trafiği o kadar yoğun ki arkadaşlar… Telefonlar, gelenler, gidenler vesaire. Dolayısıyla böyle oturup sağlıklı bir strateji belirleme ortamı henüz olmadı. Onun için benim arkadaşlarımla görüşmem lazım. CHP’nin bir başka özelliği var; bizde her şeye genel başkan tek başına karar vermez, danışır mutlaka. Partinin içinde çok farklı görüşlerde arkadaşlarımız vardır. Hukukçu arkadaşlara danışmak zorundasınız. Bölgelerdeki eğilimlere bakmak zorundasınız. Onlarla konuşmak zorundasınız. Sağduyuyla, sağlıklı bir çerçevede bakmak zorundasınız. Şimdi ben kalkıp size ‘Şunu yapacağız, bunu yapacağız’ diyemem. Her şeyi hukuk içinde yapacağız. Hukuk kuralları içerisinde yapacağız. O çerçevede yolunu, yöntemini belirleyeceğiz.
Sayın Cumhurbaşkanı’yla bir telefon görüşmeniz olur mu?
Hayır.
Polis müdahalesini sormak istiyorum. Genel merkeze bir polis müdahalesi oldu. Avukatınız bir bildirimde bulunmuş…
Herkes yasalara uymak zorundadır değerli arkadaşlarım. Bu konuda bütün ayrıntıları halkla buluşmada anlatacağım.
“TARİHİNDE CHP GENEL MERKEZİ’NİN KAPILARI KAPANMAMIŞTIR”
106 yıllık bir siyasi parti Cumhuriyet Halk Partisi ve sanırım o pazar günü herhalde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en karanlık günüydü. Biber gazlarıyla polisin çevik kuvvetinin oraya girmesi canınızı acıttı mı?
Cumhuriyet tarihinde, CHP’nin kurulduğu tarihten bu yana hiçbir milletvekili genel merkeze gittiği zaman kapılar kapatılmamıştır. Bir CHP milletvekili, bir CHP grubu; 5 kişi, 6 kişi, 10 kişi, 15 kişi milletvekili CHP Genel Merkezi’ne gittiği zaman CHP Genel Merkezi’nin kapısı o milletvekillerine nasıl kapatılır? Tarihinde CHP Genel Merkezi’nin kapıları kapanmamıştır, kilitlenmemiştir. CHP Genel Merkezi’nden dışarıya taş atılmamıştır. Bolu Belediye Başkanı gelip genel merkezin önünde beni protesto ettiğinde ‘Arkadaş, arzu ederse genel merkeze gelsin, çay ısmarlayın’ dedim. Böyle bir yapıdan siz çıkıp da ‘Ben kapıları kapatacağım’ diyemezsiniz. Bir partinin kapıları halka kapanamaz, milletvekillerine kapanamaz. Böyle bir şey yoktur. Bizim tarihimizde yoktur.