Ortadoğu’da şubat ayından bu yana şiddetlenerek devam eden askeri hareketlilik ve küresel petrol arzında meydana gelen kronik aksamalar, dünya genelinde yalnızca akaryakıt fiyatlarını vurmakla kalmadı; araç bakım maliyetlerini de doğrudan tehdit etmeye başladı.
ABD’de pompa fiyatlarının son 4 yılın zirvesine tırmanmasının ardından, şimdi de araçların can damarı niteliğindeki motor yağı tedarikinde küresel bir kriz patlak verdi.

Sektör temsilcileri ve makroekonomistler, Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye hatlarının kilitlenmesi nedeniyle ham madde akışının durma noktasına geldiğini, bu durumun çok yakın bir zamanda rutin periyodik araç bakım giderlerine fahiş zamlar olarak yansıyacağını belirtiyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ TIKANIKLIK RAFİNERİLERİ VURDU

Uzman analizlerine ve otomotiv sektörü raporlarına göre, madeni yağ arzında yaşanmaya başlayan daralmanın arkasında iki temel unsur bulunuyor. Bunlardan ilki, küresel deniz ticareti ve petrol taşımacılığının beşte birinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarında savaş nedeniyle yaşanan dönemsel yavaşlamalar ve fiili kapanmalar olarak öne çıkıyor.
Bu lojistik tıkanıklık, madeni yağ üretiminde kullanılan baz yağ ve katkı maddelerinin dağıtım takvimini doğrudan sabote ediyor.
İkinci unsur olarak ise bölgesel askeri gelişmeler ve füze saldırıları nedeniyle bazı stratejik rafineri ile altyapı tesislerinde üretim kapasitelerinin zorunlu olarak kısıtlanması, küresel ürün hacminde ani bir düşüşe yol açıyor.
SEKTÖR DEVLERİ VE ABD ENERJİ BAKANLIĞI ACİL TOPLANDI

Motor yağı tedarik zincirinde baş gösteren bu tehlikeli yavaşlama üzerine, otomotiv ve madeni yağ sektörü temsilcileri geleceğe yönelik kriz senaryolarını planlamak adına ABD Enerji Bakanlığı (DOE) ile acil bir araya geldi.
Dünya gazetesinin haberine göre toplantının ardından açıklamalarda bulunan Bağımsız Yağ Üreticileri Derneği (ILMA) CEO’su Holly Alfano, yapılan stratejik görüşmelerin henüz ilk aşamada olduğunu doğrulayarak, krizin tamamen Ortadoğu kaynaklı küresel dinamiklerden ve ham madde eksikliğinden ileri geldiğini ifade etti.
Bakanlık Sözcüsü Ben Dietderich ise tedarik zincirinin sürekliliğini korumak ve piyasadaki panik havasını dağıtmak adına, ihtiyaç duyulması halinde stratejik rezervler dahil her an destekleyici adımlar atmaya hazır olduklarını vurguladı. Üretici firmalar ise bu süreçte mevcut stoklarını en verimli şekilde yöneterek tüketicilere yansıyabilecek olası maliyet artışlarını minimumda tutmak için formüller arıyor.
UZMANLAR NE DİYOR?
Tedarik süreçlerindeki bu hassas ve kriz odaklı dönemi en az hasarla atlatabilmek adına bazı otomotiv üreticileri ve sanayi ustaları, sürücülere alternatif pratikler sunmaya başladı. Piyasada hızla tükenen ve tedariki zorlaşan alışılmış yeni nesil ince yağlar (0W-20, 5W-30 gibi) yerine, piyasada daha kolay erişilebilen daha yüksek viskoziteli (kalın) yağların tercih edilebileceği konuşuluyor.
Ancak motor ustaları ve makine mühendisleri bu konuda araç sahiplerini kesin bir dille uyarıyor. Araç üreticisinin motor bloğu teknolojisine göre belirlediği resmi tavsiyenin dışındaki kalın yağların kullanımı, sürtünmeyi artırarak yakıt tüketimini doğrudan tırmandırıyor ve özellikle soğuk havalarda ilk çalıştırma esnasında motor performansını olumsuz etkileyerek kalıcı hasarlara yol açabiliyor.
Sektörden gelen bir diğer öneri ise araç üreticilerinin servis kitapçıklarında belirlediği maksimum güvenli sınırlar dahilinde kalmak şartıyla, yağ değişim kilometre ve zaman periyotlarının olabildiğince esnetilmesi yönünde.
Uzmanlar, sürücülerin önümüzdeki dönemde araç bakımlarını planlarken hem bütçelerini hem de servis randevularını bu yeni ve zamlı piyasa koşullarına göre esnek tutmalarında büyük fayda görüldüğünü kaydediyor.