Avrupa’da Osmanlı rüzgârı: Türk tarzı

18. YY Avrupa’sında aristokrat çevrelerde bir moda dalgası yükseldi: Osmanlı gibi giyinmek. Kaftanlar, sarıklar, işlemeli kumaşlar, nargileler, kahve seremonileri ve “Türk odaları” kısa sürede Avrupa saraylarının gösterişli dünyasına yayıldı. Fransızca “Türk tarzı” anlamına gelen Turquerie akımı, yalnızca bir kıyafet eğilimi değil, Avrupa’nın Osmanlı’ya duyduğu merakın sanat, gündelik yaşam ve kültür alanına yansımasıydı.

Özellikle Fransa’da başlayan bu ilgi, zamanla Avrupa’nın farklı merkezlerine yayıldı. Akımın yaygınlaşmasında dönüm noktalarından biri, Osmanlı elçisi Yirmisekiz Mehmed Çelebi’nin 1720-1721 yıllarında Paris’e yaptığı ziyaret oldu. Paris’e görkemli bir heyetle giriş yapan Çelebi ve beraberindekiler büyük ilgi gördü. Tarihçiler, bu ziyaretin Paris’te Osmanlı algısının değişmesinde ve “Türk modasının” güçlenmesinde önemli rol oynadığını belirtiyor. Bu kültürel dalganın oluşmasında pek çok sanatçının etkisi oldu.

İstanbul’da yaklaşık 40 yıl yaşayan Jean Baptiste Vanmour, Osmanlı saray törenlerini, gündelik yaşamı ve İstanbul’un farklı yüzlerini belgeleyerek “Osmanlı Kıyafet Albümü” adlı koleksiyonuyla Avrupa’nın Osmanlı’yı görme biçimini şekillendiren isimlerden biri sayıldı. Charles-André van Loo aristokrat çevrelerde Osmanlı tarzı portreleri yaygınlaştırırken, Rokoko sanatının önde gelen isimlerinden François Boucher harem sahneleri, Doğu dekorları ve kumaş tasvirleriyle Turquerie’nin görsel repertuvarını genişletti. Malta ve Osmanlı coğrafyasında çalışan Antoine de Favray ise portreleriyle bu akıma farklı bir katman ekledi.

Author: Yusuf Arslan