Fındıklı Çay Üreticileri Meclisi, Fındıklı’da yaş çay alım fiyatı ve sektördeki yapısal sorunlara dikkati çekmek amacıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından yaklaşık 40 kişilik üretici grubu, hazırladıkları dilekçeleri kaymakamlığa teslim etti.
Üreticiler, artan maliyetler ve düşen alım gücü nedeniyle çay üretiminin sürdürülebilirliğinin ciddi risk altında olduğuna vurgu yaptı.
Çok sayıda çay üreticisinin destek verdiği basın açıklamasını okuyan Fındıklı Çay Üreticileri Meclisi temsilcisi Kamil Kadıoğlu, “Lütuf ya da sadaka değil, anayasal hakkımızı istiyoruz” dedi.
Kadıoğlu, şunları söyledi:
“Daha dün 1 kilo çay satarak evimize götürdüğümüz peyniri, zeytini, ekmeği, tarlaya attığımız gübreyi ve motora koyduğumuz mazotu bugün 3 kilo çay satarak bile yerine koyamıyoruz. Biz kimseden lütuf ya da sadaka istemiyoruz. Anayasal haklarımızı istiyoruz.

“ÜRETİCİ YOKLUĞA TERK EDİLDİ”
Kadıoğlu, üreticilerin tarlalarını satmayını düşündüğünü belirtti:
“Bizi bu yoksulluğa mahkum eden, destekleme primlerini kaldıranlara devletin kanunlarını hatırlatıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 45. maddesi çok açıktır. Devlet, bitkisel ve hayvansal üretimin değerlendirilmesi ve üreticinin emeğinin karşılığını alması için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Ancak bugün çay tarımının sürüklendiği uçurum ortadadır. Geldiğimiz noktada çaresiz bırakılan üretici ya atasından kalan çay tarlasını satmayı düşünüyor ya da ‘toplayıp zarar edeceğime tarlada kalsın’ diyerek isyan ediyor. 2024 yılında kilo başına verilen 2 TL’lik destek 2025 yılında tamamen kaldırılmış, üretici yokluğa terk edilmiştir. “
“45 TL’NİN ALTINDAKİ HİÇBİR DAYATMAYI KABUL ETMİYORUZ”
Kadıoğlu, üreticilerin talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerinin altını çizdi:
“Bugün 1 kilogram yaş çayın üreticiye maliyeti 30,90 TL’dir. Üreticinin insanca yaşayabilmesi için bu maliyetin üzerine en az yüzde 30 refah payı eklenmelidir. Buna göre 2026 yılı yaş çay taban fiyatı en az 40 TL olmalıdır. Ayrıca kilogram başına en az 5 TL devlet destekleme primi ödenmelidir. Üreticinin eline geçmesi gereken toplam fiyat 45 TL olmalıdır. 45 TL’nin altındaki hiçbir dayatmayı, hiçbir masa başı oyununu kabul etmiyoruz. Bu talebimiz karşılanana kadar sokakta, tarlada, fabrikada mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm meşru haklarımızı kullanacağız. Birleşe birleşe kazanacağız. Parmaklar birleşince yumruk olur, güç olur. Toprak bizim, emek bizim, karar bizim.”

“ÇAYIMIZI BEDAVAYA ALIYORLAR”
Çay üreticisi bir kadın da şunları ifade etti:
“Çayımızı bedavaya alıyorlar. Çaykur’un aldığı yetmiyormuş gibi bir de bizi özel sektöre yönlendiriyorlar, mecbur bırakıyorlar. Biz 45 liranın altında çay fiyatını kabul etmiyoruz. Desteklerimizi istiyoruz. Halkın da kendi malına sahip çıkmasını istiyoruz. İşçi bulamıyoruz. Bulduğumuz işçilerin ücretleri çok yüksek. Çay toplayamıyoruz. Bir işçi buluyorsunuz, başkası daha fazla verince oraya gidiyor. Bu şekilde maliyetler artıyor, elimizde hiçbir şey kalmıyor. Arazimiz bizim sermayemizdir. Atadan kalan bir mirastır. Biz onunla geçinmeye çalışıyoruz açız aç. Ama zamlar yağmur gibi yağıyor. Evimize ekmek götüremiyoruz, çocuklarımıza harçlık veremiyoruz. İki öğrencim var. Okula giderken harçlık vermek zorundayım. Kitabını, defterini nasıl alacağım? Bu şartlarda geçinmek mümkün değil.”