COVID sonrası yeni risk gündemde: Nefes darlığıyla başlayan tehlike kalbi yorabiliyor

Yeni yayımlanan bir araştırma, COVID-19 enfeksiyonunun uzun vadeli bazı solunum ve kalp-damar sorunlarıyla ilişkili olabileceğini gösterdi.

Çalışmaya göre COVID geçiren kişilerde, enfeksiyondan sonraki 4,5 yıla kadar obstrüktif uyku apnesi gelişme riski artabiliyor. Araştırmacılar ayrıca COVID sonrası uyku apnesi gelişen kişilerde kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyon riskinin de daha yüksek olduğunu bildirdi.

Obstrüktif uyku apnesi, uyku sırasında üst solunum yolunun kısmen ya da tamamen kapanmasıyla ortaya çıkıyor.

Bu durumda hava akışı engelleniyor, nefes tekrar tekrar durup başlıyor. Kişi bunu fark etmeyebilir ancak vücut gece boyunca oksijen düşüşleri ve stres tepkileriyle karşı karşıya kalabilir.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Pulmoner hipertansiyon, akciğerlere kan taşıyan damarları etkileyen özel bir yüksek tansiyon türüdür.

Buradaki sorun, kol tansiyonunda ölçülen klasik yüksek tansiyondan farklıdır. Basınç, kalpten akciğerlere giden pulmoner arterlerde yükselir. Bu da zamanla hem akciğer damarlarını hem de kalbin sağ tarafını zorlayabilir.

Pulmoner arterlerde basınç yükseldiğinde, kanın akciğerlere ulaşması zorlaşır. Bunun sonucunda kalbin sağ karıncığı daha fazla çalışmak zorunda kalır.

Bu ekstra yük zamanla kalbin sağ tarafını büyütebilir ve zayıflatabilir. Hastalık ilerlediğinde sağ kalp yetmezliği gibi ciddi sonuçlara yol açabilir.

Pulmoner hipertansiyon ilerleyici bir hastalık olarak kabul ediliyor. Belirtiler çoğu zaman bir anda değil, aylar ya da yıllar içinde yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Bu nedenle erken dönemde fark edilmesi zor olabilir. Kişi nefes darlığını kondisyon düşüklüğü, yorgunluğu yoğun tempo, bacak şişmesini ise başka nedenlerle açıklayabilir.

Pulmoner hipertansiyonda en sık görülen belirtiler arasında nefes darlığı, yorgunluk, göğüs baskısı veya ağrısı, baş dönmesi ve bayılma yer alıyor.

Ayak bileklerinde, bacaklarda ve karın bölgesinde şişlik de görülebilir. Bazı hastalarda çarpıntı, iştahsızlık, ciltte mavimsi ya da grimsi renk değişikliği de tabloya eşlik edebilir.

Pulmoner hipertansiyon en sık 65 yaş üzerindeki kişilerde görülse de her yaş grubunda ortaya çıkabilir. Yenidoğanlar, çocuklar ve genç erişkinler de risk altında olabilir.

Aile öyküsü, kan pıhtılaşma bozuklukları, sigara kullanımı, fazla kilo, doğumsal kalp hastalıkları, bazı uyarıcı maddeler, asbest maruziyeti ve yüksek rakımda yaşamak riski artırabilen faktörler arasında sayılıyor.

Pulmoner hipertansiyon, belirtilerin günlük yaşamı ne kadar etkilediğine göre dört fonksiyonel sınıfa ayrılıyor.

Birinci sınıfta belirti olmayabilir. İkinci sınıfta ev işi ya da alışveriş gibi günlük aktivitelerde şikâyetler ortaya çıkar, dinlenince azalır. Üçüncü sınıfta sıradan işler belirgin şekilde zorlaşır. Dördüncü sınıfta ise belirtiler dinlenirken bile görülebilir.

Tanı için önce fizik muayene yapılır. Doktor kalp ve akciğerleri dinler, tansiyon ve nabız gibi yaşamsal bulguları değerlendirir, bacaklarda şişlik ve boyun damarlarında belirginleşme olup olmadığına bakar.

Ardından kan testleri, akciğer grafisi, göğüs BT’si, V/Q sintigrafisi, Doppler ekokardiyografi ve sağ kalp kateterizasyonu gibi testler istenebilir. Bazı hastalarda altı dakikalık yürüme testi de uygulanır.

Pulmoner hipertansiyonun kesin bir tedavisi her hasta için mümkün olmayabilir; ancak hastalığı kontrol altına almaya, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik tedaviler bulunur.

Tedavi planı hastalığın türüne ve evresine göre değişir. İlaçlar, oksijen tedavisi, beslenme düzeni değişiklikleri, bazı girişimsel işlemler veya cerrahi seçenekler gündeme gelebilir.

Tedavide fosfodiesteraz-5 inhibitörleri, endotelin reseptör antagonistleri ve prostasiklin analogları gibi ilaç grupları kullanılabiliyor.

Ayrıca son yıllarda GLP-1 grubu ilaçların da pulmoner hipertansiyon üzerindeki olası etkileri araştırılıyor. Ancak bu alan hâlâ gelişmekte olan bir araştırma başlığı ve tedavi kararı mutlaka uzman hekim tarafından verilmelidir.

Nefes darlığı, açıklanamayan yorgunluk, göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma, bacaklarda şişlik veya dudaklarda mavimsi renk değişikliği varsa doktora başvurmak gerekir.

Uzmanlar, tuz tüketimini azaltmayı, lif, potasyum ve magnezyum açısından zengin gıdalara öncelik vermeyi öneriyor. Ancak pulmoner hipertansiyon ciddi ve ilerleyici bir hastalık olduğu için belirtiler “kondisyon düşüklüğü” diye geçiştirilmemeli.

Author: Yusuf Arslan