Türk müziğinin o gür, mikrofonsuz bile salonları titreten sesini duyunca hangimizin içi titremez ki? Sahneye çıktığı an zamanı durduran, Cumhuriyet ideallerinin sanat dünyasındaki en zarif ve güçlü temsilcisi o. Bu hafta efsaneler köşemizde, sadece şarkılarıyla değil, duruşuyla da bir döneme yön veren ‘Cumhuriyetin Divası’ Müzeyyen Senar’ı ağırlıyoruz.
1918 yılında Bursa’da dünyaya gözlerini açan Müzeyyen’in hikayesi, aslında büyük bir mucizeyle başlıyor.
Küçük bir çocukken kekemelik sorunu yaşayan bu küçük kız, konuşmakta zorlanırken iş şarkı söylemeye geldiğinde bülbül kesiliyordu. Kim bilebilirdi ki bu kekeme kız çocuğunun, gelecekte milyonları peşinden sürükleyen en net ve gür sesli sanatçı olacağını?
Müzik otoritelerinin dikkatini çekmesi çok uzun sürmedi.
İstanbul’a gelişinin ardından Üsküdar Musiki Cemiyeti ve Anadolu Musiki Cemiyeti’nde eğitim almaya başladı. Dönemin efsane bestekarları Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar ve Lemi Atlı, bu genç kızdaki cevheri ilk fark eden ve onu ilmek ilmek işleyen isimler oldu.
Henüz 15 yaşındayken…
İstanbul Radyosu’nda şarkı söylemeye başladığında, dinleyiciler radyolarının başından ayrılamaz hale gelmişti. Dönemin en popüler gazinoları, bu genç ve parlayan yeteneği sahnelerine çıkarabilmek için adeta birbirleriyle yarışıyordu. O dönem için alışılmışın dışında, sahneye ilk adımını attığı an büyük bir fırtına kopardı.
Takvimler 1936 yılını gösterdiğinde, hayatının en unutulmaz ve gurur dolu dönemi başladı.
Mustafa Kemal Atatürk, bu genç yeteneğin sesini duymuş ve hayran kalmıştı. Henüz 18 yaşındayken Dolmabahçe Sarayı’nda Ata’nın huzuruna çıktı ve onun en sevdiği şarkıları seslendirdi.
Atatürk ile olan bağları sadece o geceyle sınırlı kalmadı.
Ege Vapuru’ndaki meclislerde ve Bursa’daki özel davetlerde de sık sık bir araya geldiler. Atatürk onun sesindeki o güçlü memleket sevdasını hisseder, ‘Kimseye Etmem Şikâyet’ şarkısını onun eşsiz yorumuyla dinlemekten büyük keyif alırdı.
Müzikal dehasının yanına sinemayı da eklemeyi ihmal etmedi.
Birçok yeşilçam filminde hem rol aldı hem de o muhteşem şarkılarıyla sahnelere ruh üfledi. Sanat hayatı boyunca yüzlerce plak ve albüm doldurarak Türk sanat müziğinin en geniş, en zengin ve en taklit edilemez arşivini tek başına inşa etti.
2004 yılında Sezen Aksu’nun onun için organize ettiği o efsane gece.
Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşen 72. Sanat Yılı Kutlaması’nda Ajda Pekkan, Emel Sayın, Sibel Can ve Halit Kıvanç gibi dev isimler sahneye çıkıp onun önünde eğilerek saygılarını sundular; bu, bir sanatçının yaşarken görebileceği en büyük gururdu.
8 Şubat 2015 tarihinde, 96 yaşındayken aramızdan ayrılarak derin bir boşluk bıraktı.
Ancak bıraktığı o miras öyle güçlü ki, bugün hala efkarlandığımızda, neşelendiğimizde, bir masanın etrafında toplandığımızda ilk onun sesine sığınıyoruz.
Saygı, özlem ve sonsuz bir hayranlıkla…
