Dünyanın en korkunç hapishanesine girdi: ‘Burası yaşayan ölüm!’ İçeride gördükleri şoke etti

İngiliz televizyon sunucusu Richard Madeley, El Salvador’daki dünyanın en sert cezaevi olarak gösterilen Terörle Mücadele Gözaltı Merkezi’ne (Centro de Confinamiento del Terrorismo / CECOT) girerek uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir belgesele imza attı. ‘Dünyanın Mega Hapishanesinin İç Yüzü’ adlı yapım kapsamında Tecoluca’daki yüksek güvenlikli tesise erişim izni alan Madeley, gördüklerini ‘yaşayan ölüm’ sözleriyle tanımladı.

El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’nin çetelere karşı yürüttüğü sert güvenlik politikasının simgesi haline gelen CECOT, bugün yalnızca Latin Amerika’nın değil, dünyanın en tartışmalı hapishanelerinden biri olarak kabul ediliyor. Binlerce mahkûmun ağır güvenlik önlemleri altında tutulduğu tesis, son dönemde ABD’den sınır dışı edilen suçlular için de kritik bir merkez haline geldi.

‘HİÇBİR ŞEY BU MANZARAYA HAZIRLAYAMAZ’

Richard Madeley, cezaevine ilk giriş anında yaşadığı şoku şu sözlerle anlattı:

“Hiçbir şey, kesinlikle hiçbir şey, sizi yerden tavana kadar uzanan parmaklıkların arkasında tıkıştırılmış halde duran 3 bin kel kafalı adamın görüntüsüne hazırlayamaz.”

Madeley’nin aktardığına göre mahkûmlar, dört katlı metal ranzaların bulunduğu beton hücrelerde tutuluyor. Hücrelerde yatak bulunmuyor; yalnızca ince pamuklu çarşaflar kullanılıyor. Cezaevindeki ışıklar ise günün 24 saati açık tutuluyor ve hiçbir zaman kapatılmıyor. Mahkûmların tamamı yalnızca şort giyiyor, başları tamamen tıraş ediliyor ve dış dünyayla bağlantıları kesiliyor. Cezaevinde aile ziyareti, televizyon, kitap, gazete, dergi ya da internet erişimi bulunmuyor.

Madeley, içerideki yaşamı şöyle özetledi:

“Kesinlikle yapacak hiçbir şeyleri yok. Atölye yok, kütüphane yok, eğitim yok, rehabilitasyon programı yok. Günlerce ranzalarında oturup dışarı bakıyorlar.”

GÜNDE SADECE 30 DAKİKA HÜCRE DIŞINA ÇIKIYORLAR

Belgeselde yer alan bilgilere göre CECOT’taki mahkûmlar günün 23,5 saatini hücrelerinde geçiriyor. Sadece yarım saatlik kısa egzersiz süresi için dışarı çıkarılıyorlar ve bu süreçte de ağır güvenlik önlemleri uygulanıyor. Tüm yemeklerini hücrelerinde yiyen mahkûmların sosyal temas kurmasına neredeyse hiç izin verilmiyor. Cezaevi yönetimi, içeride mutlak disiplin politikası uyguluyor.

Madeley, gördüğü tabloyu şu ifadelerle anlattı: “Bu hapishanede herkes ölecek. Bu yaşayan bir ölüm.”

ÇETE ŞİDDETİNİN DEHŞET VERİCİ GÖRÜNTÜLERİ

Belgesel çekimleri sırasında Madeley’ye, El Salvador’daki çetelerin geçmişte işlediği vahşeti gösteren son derece rahatsız edici videolar da izletildi. Görüntülerde, yol işçilerinin toplu halde pala ile infaz edildiği sahnelerin bulunduğu belirtildi.

Sunucu, bu görüntülerin ardından CECOT hakkındaki düşüncelerinin zaman içinde değiştiğini söyledi. İlk etapta hapishanedeki sert koşullardan rahatsız olduğunu belirten Madeley, daha sonra çete üyelerinin işlediği suçları öğrendikçe farklı bir bakış açısı geliştirdiğini ifade etti:

“Orada hapsedilen gangsterlerin sıradan insanlara neler yaptığını öğrendikçe düşüncelerim değişti. Bu suçlular hiç şüphesiz sadist, psikopat katiller ve tecavüzcüler.”


İLK GÜN SINIR DIŞI EDİLME TEHLİKESİ

Madeley, belgesel ekibinin cezaevi yönetimiyle ilişki kurmakta ciddi zorluk yaşadığını da anlattı. Hapishane koşullarına ilişkin yönelttiği sert soruların neredeyse çekimlerin iptal edilmesine neden olduğunu belirtti. Ancak daha sonra tarafsız gazetecilik yaptıklarını cezaevi yetkililerine kabul ettirdiklerini ifade eden Madeley, El Salvador’da kaldığı süre boyunca ülkenin güvenlik dönüşümünü daha yakından gözlemleme fırsatı bulduğunu söyledi.

EL SALVADOR’DA ÇETE DÜZENİ NASIL DEĞİŞTİ?

Bir dönem dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri olarak gösterilen El Salvador, yıllarca MS-13 ve Barrio 18 gibi acımasız çetelerin kontrolü altında yaşadı. Ülkede gasp, cinayet, insan kaçakçılığı ve uyuşturucu ticareti günlük yaşamın parçası haline gelmişti. Resmî verilere göre El Salvador, yakın geçmişte 100 bin kişide 106 cinayet oranıyla dünyanın en yüksek cinayet oranlarından birine sahipti.

Ancak 2019’da göreve gelen Devlet Başkanı Nayib Bukele, ülke genelinde sert güvenlik operasyonları başlattı. Mart 2022’de ise ülke tarihinin en büyük cezaevi projesi olan CECOT’un inşa edilmesi emrini verdi. Bir yıl içinde tamamlanan dev tesis, bugün Bukele yönetiminin ‘çetelere karşı sıfır tolerans’ politikasının merkezi haline geldi.

40 BİN KİŞİLİK DEV HAPİSHANE

57 dönümlük alana kurulu CECOT’un toplam kapasitesi 40 bin mahkûm olarak açıklandı. Tesis sekiz büyük alandan oluşuyor. Her hücrede yaklaşık 65 ila 70 mahkûm tutuluyor. Cezaevinde rehabilitasyon programları bulunmuyor ve mahkumların topluma yeniden kazandırılması hedeflenmiyor. Yalnızca bazı durumlarda, cezaevi yönetiminin güvenini kazanan mahkûmların motivasyon konuşmaları yaptığı belirtiliyor. Cezaevindeki yemekhaneler, spor salonları, dinlenme alanları ve masa oyunları ise yalnızca gardiyanlar için kullanılıyor.

‘HALK RAHAT BİR NEFES ALDI’

Madeley, El Salvador’daki çeşitli mahalleleri ziyaret ederek halkın görüşlerini de dinlediğini söyledi. Çete etkisinin büyük ölçüde kırıldığını ifade eden sunucu, görüştüğü insanların çoğunun Bukele yönetimini desteklediğini aktardı:

“El Salvador’da hayatın her alanını kontrol eden gangsterlerin artık parmaklıklar ardında olmasından dolayı sevinç duymayan tek bir kişi bile bulamadım.”

Madeley, göre geçmişte ülkeyi kontrol eden çetelerin yaklaşık yüzde 80’i ya CECOT’a gönderildi ya da Meksika ve Venezuela gibi ülkelere kaçtı. Buna rağmen bazı bölgelerde hâlâ çete kalıntılarının bulunduğu belirtiliyor:

“Bir zamanlar insanların sıraya dizilip vurulduğu sokaklarda hâlâ kurşun delikleriyle dolu duvarlar var.”


İNSAN HAKLARI TARTIŞMALARI

CECOT’un sert uygulamaları uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini de çekiyor. Aktivistler, süresiz izolasyon, aile ziyaretlerinin yasaklanması ve rehabilitasyon eksikliğinin insan hakları ihlali anlamına geldiğini savunuyor. Madeley de bu eleştirileri tamamen reddetmedi: “Hiç şüphe yok ki Cecot insan haklarını ihlal ediyor.”

Ancak ardından şu soruyu gündeme getirdi: “El Salvador, halkı onlarca yıl terörize eden psikopatlardan kontrolü geri almak istiyorsa başka bir alternatifi var mıydı?”

Bu sözler, ülkedeki güvenlik politikaları konusunda süregelen küresel tartışmanın da merkezini oluşturuyor.

ABD İLE YENİ DÖNEM

CECOT son dönemde yalnızca El Salvador’un değil, ABD’nin göç ve sınır dışı politikalarının da önemli parçalarından biri haline geldi. Donald Trump döneminde başlayan iş birliği kapsamında, ABD’den sınır dışı edilen bazı suçluların El Salvador’da tutulması gündeme geldi.

Geçtiğimiz hafta açıklanan resmî verilere göre, 2026’nın ilk aylarında ABD’den El Salvador’a gönderilen kişi sayısı ciddi oranda arttı. 2026’nın ilk üç ayında ABD’den sınır dışı edilen El Salvadorlu sayısı 5 bin 33 olarak açıklandı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı döneminde 2 bin 547 seviyesindeydi.

‘İNGİLTERE İÇİN DERSLER VAR’

Richard Madeley, El Salvador’daki sistemi İngiltere’nin cezaevi sorunlarıyla da kıyasladı. İngiltere hükümeti, mahkûm sayısının rekor seviyeye ulaşmasının ardından 2024 yılında acil erken tahliye programı başlatmıştı. Madeley, CECOT modelinin birebir uygulanamayacağını ancak bazı yönlerinin incelenmesi gerektiğini savundu.

“Bence CECOT, El Salvador’un yaşadığı benzersiz dehşete verilmiş son derece sert bir yanıt. Ancak kendi bozuk hapishane sistemimizi düzeltmek için öğrenebileceğimiz dersler olduğuna inanıyorum.”

Daily Mail’in “All will die in this prison… it’s a living death’: Richard Madeley is given rare access to El Salvador’s brutal mega-jail as he comes face to face with mass murdering gang members” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Author: Yusuf Arslan