İşçiye sabır, patrona servet

Türkiye’de işsizlik artık geçici bir durum değil, toplumsal bir kördüğüm halini almış durumda. TÜİK’in resmi verileri işsiz sayısını yaklaşık 3 milyon olarak gösterse de, madalyonun öteki yüzündeki “atıl işgücü” oranı yüzde 29,9’a dayanmış durumda. DİSK-AR’ın hesaplamalarına göre ise geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyonu bularak adeta küçük bir ülke nüfusuna ulaştı.

Ancak bu devasa işsiz ordusunun önündeki en büyük engel sadece iş bulamamak değil; işsiz kaldığında sığınabileceği İşsizlik Sigortası Fonu’na erişememek.

PARANIN MUSLUĞU PATRONA AÇIK, İŞÇİYE KAPALI

Nefes’te Nisanur Yıldırım’ın haberine göre; 2002 yılından bu yana verilere bakıldığında, fona başvuran her iki kişiden birinin eli boş dönüyor. Başvuran 23 milyonu aşkın vatandaştan sadece yüzde 53,4’ü ödenek alabildi. Fonun kasasında biriken 705,8 milyar TL’lik devasa servete rağmen, kaynaklar asıl sahibi olan işçiden çok “teşvik” ve “destek” adı altında işverenlere akıtılıyor.

Fonun toplam geliri 162,6 Milyar TL’ye geldi. İşçiye ödenen toplam tutar ise 27,6 Milyar TL (Gelirin sadece %17’si). Patronlara aktarılan tutar ise 52,5 Milyar TL şeklinde kaydetti.

Fon, işsiz kalan vatandaşı desteklemekten ziyade, patronların maliyetlerini sübvanse eden bir mekanizmaya dönüşmüş durumda. İşsize giden her 1 TL’ye karşılık, işverene yaklaşık 2 TL aktarılıyor.

AÇLIK SINIRININ ALTINDA BİR “YAŞAM” MÜCADELESİ

Mart 2026 verilerine göre, işsizlik maaşı alan bir vatandaşın eline geçen ortalama tutar 14.577 TL. Bu rakam, güncel ekonomik kriz ve büyükşehirlerdeki kira fiyatları düşünüldüğünde bir dramı sahneliyor.

Kategori

Tutar (TL)

Gerçeklik

Ortalama İşsizlik Maaşı

14.577

Brüt asgari ücretin yarısı bile değil.

En Düşük Ödenek

13.111

Açlık sınırının 19 bin TL altında.

Açlık Sınırı (TÜRK-İŞ)

32.793

Temel gıda ihtiyacını bile karşılamıyor.