İstanbul’da yaşayan 30 yaşındaki Çiğdem Şeker’in yaklaşık 10 yıl önce sol bacağında başlayan şişlik şikayeti, zamanla ilerleyerek hayatını olumsuz etkiledi. Yapılan tetkiklerin ardından halk arasında fil hastalığı olarak bilinen lenfödem teşhisi konulan Şeker’in rahatsızlığı, 4 yıl önce doğum yapmasının ardından daha da şiddetlendi. Özellikle diz altı ve ayak bileği bölgesindeki aşırı sıvı birikmesi nedeniyle sol bacak sağ bacağa oranla yaklaşık 3 kat genişledi. Yürüme yetisini kaybetme noktasına gelen ve günlük kıyafetlerini dahi giymekte zorlanan hasta, tedavi amacıyla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’ne başvurdu.
Detaylar 👇
Hastanede uygulanan yatılı ve yoğun fizik tedavi programıyla hastanın sol bacağındaki şişlik önemli ölçüde azaltıldı
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi bünyesinde hemen yatarak tedavi sürecine alınan Çiğdem Şeker’e, uzman hekimler kontrolünde yoğun bir rehabilitasyon programı tatbik edildi. Yaklaşık 3 ay süren bu klinik süreçte, bacakta biriken lenf sıvısının tahliyesi ve dokunun incelmesi hedeflendi.
Hastanenin Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Evrim Coşkun, hastanın kendilerine başvurduğu dönemde günlük yaşam aktivitelerinde çok ciddi kısıtlılıklar yaşadığını, hareket edemediği için de kilosunun normalin üzerine çıktığını belirtti. Tedavi başlangıcında 80 kilo olan hastanın 3 aylık süreç sonunda 70 kiloya gerilediğini ifade eden Prof. Dr. Coşkun, sadece sol bacakta biriken 10 kiloluk sıvı yükünün bu tedavi sayesinde tamamen uzaklaştırıldığını kaydetti.
Sıvı tahliyesinin ardından hastaya özel bası giysileri giydirilerek süreç egzersiz programlarıyla desteklendi
Klinikteki tedavinin başarıyla tamamlanmasının ve bacağın normal ölçülere yaklaştırılmasının ardından, hastalığın nüksetmesini önlemek amacıyla koruyucu aşamaya geçildi. Bu kapsamda hastaya özel üretim bası giysileri giydirildi ve kas fonksiyonlarını artıracak egzersizler planlandı.
Yeniden rahatça yürümeye başlayan Çiğdem Şeker, doğum sonrasında katlanarak artan şikayetlerinin bu süreçle birlikte yarı yarıya azaldığını vurguladı. Fil hastalığının tamamen yok edilebilen bir kronik rahatsızlık olmadığını bildiğini ifade eden Şeker, uygulanan bu başarılı tedavi protokolü sayesinde yaşam konforunun ve kalitesinin çok daha yüksek bir seviyeye ulaştığını belirtti.
