Seray Şahinler – Türk sinemasının yıldızı, yarım asrı aşan kariyerinde unutulmaz karakterlere hayat veren Türkan Şoray, bu kez beyaz perdenin değil tuvalin başrolünde. Yeşilçam’ın “Sultan”ı olarak hafızalara kazınan usta sanatçının az bilinen ressam yönü, Müze Gazhane’de açılan “Hatıralar Bahçesinde Buluşma” sergisiyle sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Hem de usta ressam Yalçın Gökçebağ ile birlikte…
Yıllardır sessizce sürdürdüğü resim çalışmalarını kapsamlı bir seçkiyle izleyiciyle paylaşan Türkan Şoray, usta ressam Yalçın Gökçebağ ile aynı sergide buluşuyor. İBB Kültür’ün düzenlediği, küratörlüğünü İbrahim Karaoğlu’nun üstlendiği sergi, sanatın, belleğin, doğanın, kadının ve insan ruhunun iç içe geçtiği bir dünyaya kapı aralıyor.
‘Benim için hâla yaşıyorlar’
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
Usta sanatçı, yıllardır sinemada hayat verdiği kadın mücadelesini, deneyimlerini, yalnızlığı, kırılganlığı, direnci ve hafızada iz bırakan duyguları tuvale taşıyor. Milliyet’e konuşan Türkan Şoray, “Bu kadınların her biri, oynadığım filmlerden, kalbimde iz bırakmış duyguların yansıması. İçimde biriken o duyguları tamamen amatörce tuvale aktardım” diyor. Şoray, “Bu resimler aslında benim sinemada canlandırdığım kadın karakterlerin hikâyelerinin tuvale yansıması… Yani kadınlık hâlleri. Ben onların yaşam hikâyelerini devam ettirdim. Onlar yaşıyorlar benim için. Sırtında kırmızı bereli çocuğunu taşıyan kadın mesela, ‘Dönüş’ filmindeki Gülcan karakteri. Tarlada çapa yapan, elinde ekmek taşıyan, ekmek pişiren; küçük yaşta evlendirilen, şiddete uğrayan kadınlar… Bunlar hep içimi acıtan kadın hikâyeleriydi. Hepsinin hikâyesi bana çok dokunuyor” ifadelerini kullanıyor.
Yalçın Gökçebağ’ın eserleri Anadolu’nun doğasını, kır yaşamını ve çocukluk belleğini kendine özgü şiirsel diliyle yeniden yorumlar. Sergideki tablolar da Gökçebağ’ın karakteristik sahnelerini izleyicilerle buluşturuyor. Ressamın tuvaline yansıttığı evren, Türkan Şoray’ın filmlerindeki atmosferle de konuşuyor. Bu yönüyle “Hatıralar Bahçesinde Buluşma”, iki sanatçının eserlerini buluşturan sergi olmanın ötesine geçiyor. Resim ile sinemanın, kişisel anılar ile toplumsal belleğin, düş ile gerçeğin kesiştiği özel bir karşılaşma sunan sergi; film şeritleri, aynalar, kostümler, başlık tasarımları ve mekâna özgü yerleştirmelerle izleyiciyi eserlerin içine çekiyor.
Atıf Yılmaz’dan fırça ve boya hediyesi
Şoray, sergide yer almayan fakat bizimle paylaştığı bu çiziminin hikâyesini ise şu sözlerle anlatıyor: “Yıllar evvel sete gazeteciler gelmişti. Ben de resim yapmayı çok sevdiğimi söylemiştim. Karşımda da Atıf Yılmaz oturuyordu. Beş dakikada Atıf Bey’in bir portresini çizmiştim. Hatta o resmi Gösteri Dergisi’nde yayımlamışlardı. Atıf Bey de çok beğenmişti. “Neden resme devam etmiyorsun” demişti. Bana boyalar, fırçalar hediye etmişti. Ben de natürmortlar, portreler yapmaya devam ettim.”

Gerçek ‘al yazma’
Sergide Türkan Şoray’ın filmlerde kullandığı kostüm ve aksesuarlar da yer alıyor. 1977 yapımı “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminde kullandığı bu ikonik kırmızı yazma, “Hayallerim, Aşkım ve Sen” ile “Sisli Hatıralar” filminde kullandığı kostümler de sergiye eşlik ediyor.
‘İçimde kalan duygular’
Sergi fikrinin Yalçın Gökçebağ’dan çıktığını belirten Türkan Şoray, “Ben kendimi bir sergi açacak kadar profesyonel görmüyordum. Sadece iç dünyamı ve içimde kalan duyguları yansıtıyordum. Yalçın Gökçebağ gibi çok değerli bir ressamın resimlerimi beğenmesini beklemiyordum. Beğendiğini duyduğumda büyük bir mutluluk yaşadım. Resimlerim teknik açıdan kusursuz değil ama Yalçın Bey onlardaki ruhu hissetti, o ruhu sevdi” diyor.