Doğu Afrika’nın kalbinde görsel bir şölen sunan Goma şehri, ilk bakışta huzur dolu bir liman gibi görünse de aslında dünyadaki en büyük doğal tehditlerden biriyle yan yana duruyor. Yaklaşık 1,2 milyon kişinin hayatını sürdürdüğü bu yerleşim merkezi, devasa bir gölün ve sisli dağların ortasında kurulu. Ancak bu estetik görüntü, yerin altında biriken korkunç bir sessizliği maskeliyor.
Bölge halkı, bitmek bilmeyen çatışmaların ötesinde, doğanın bizzat kendisinin hazırladığı ve her an patlamaya hazır bir senaryonun içinde günlerini geçiriyor. Şehrin hemen yanındaki Nyiragongo Dağı’nın aktif bir yanardağ olması başlı başına bir sorun olsa da asıl korku kaynağı Kivu Gölü’nün karanlık sularında gizli.
Bilim insanları burayı “katil göl” olarak tanımlarken haksız değiller. 1980’lerde Kamerun’daki benzer bir gölün bir anda zehirli gaz püskürterek binlerce insanı uykusunda boğması, bugün Goma için en kötü ihtimali temsil ediyor. Ancak Kivu’yu çok daha tehlikeli yapan detay, suyun derinliklerinde hapsolmuş devasa karbondioksit ve yanıcı metan gazı tabakaları.
Tektonik olarak dünyanın en hareketli noktalarından birinde yer alan gölün dibine, yer kabuğunun altından sürekli erimiş kayaçlar ve gazlar sızıyor. Su basıncı bu ölümcül karışımı şimdilik derinlerde tutsa da bölgedeki sismik hareketler veya bir lav akıntısı dengeyi her an değiştirebilir. Eğer su katmanları birbirine karışırsa, göl adeta kapağı hızla açılan asitli bir içecek gibi infilak ederek atmosfere zehirli bir bulut salabilir.
Enerji üretimi mi, felaket davetiyesi mi?
Şu anki verilere göre göldeki gaz doygunluğu %60 seviyelerine ulaşmış durumda. Bu durum, bilim dünyasını ve yerel hükümetleri zor bir seçimle karşı karşıya bırakıyor. Bazı uzmanlar, patlama riskini azaltmak için bu metan gazının bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini savunurken, Ruanda ve Kongo hükümetleri bu krizi bir fırsata dönüştürerek elektrik üretmeye başladı bile. KivuWatt gibi projelerle gölden çekilen metan, Ruanda’nın enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılar hale geldi.
Ancak bu ticari girişimler yeni bir risk daha doğuruyor. Gazı alınan suyun tekrar göle bırakılması, suyun doğal katmanlarını bozarak beklenen o büyük patlamayı tetikleyebilir. Göl bilimciler, ekonomik çıkarların güvenlik önlemlerini gölgede bırakmasından endişeli. Çünkü 6 gigatona kadar ulaşabilecek bir karbon salınımı, bölgedeki milyonlarca insanı dakikalar içinde yok edebilecek bir güç demek.