Norveç’teki Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden (NTNU) Markus Drexl liderliğindeki araştırma ekibinin çalışması, hakemli bilim dergisi PLOS ONE’da yayımlandı.
İngilizce “The Hum” olarak adlandırılan fenomen, insanların sürekli olarak duyduklarını belirttikleri düşük frekanslı uğultu, titreşim veya motor sesi benzeri sesleri ifade ediyor. Bu sesler çoğu zaman aile bireyleri, komşular veya çevredeki diğer kişiler tarafından duyulmuyor.
Daha önce Norveç’in başkenti Oslo, Almanya’nın Darmstadt kenti ve Kanada’nın Windsor şehrinde çok sayıda kişi aynı gizemli uğultudan şikayet etmiş, olay kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Bugüne kadar ortaya atılan teoriler arasında sanayi tesisleri, yer altı boru hatları, elektrik altyapısı ve hatta çeşitli hükümet faaliyetleri yer alıyordu.
Çalışma kapsamında yaş ortalaması 53.5 olan ve bu uğultuyu duyduğunu belirten 28 kişi incelendi. Katılımcıların deneyimleri, normal işitme kapasitesine sahip kontrol gruplarıyla karşılaştırıldı.
Katılımcıların büyük bölümü duydukları sesi yaklaşık 50 Hertz frekansında tanımladı. Bu değer, elektrik hatlarından veya bazı elektrikli cihazlardan gelen düşük frekanslı uğultulara yakın bir seviyeye karşılık geliyor.
Katılımcıların çoğu stres altında
Araştırma sonuçları, söz konusu seslerin kişilerin yaşam kalitesi üzerinde ciddi etkiler yarattığını gösterdi.
Katılımcıların yüzde 86’sı uğultunun kendilerinde stres yarattığını belirtirken, yüzde 68’i aile üyelerinin aynı sesi duymadığını söyledi.
‘Süper işitme’ teorisi doğrulanmadı
Bilim insanları öncelikle bazı kişilerin olağanüstü hassas işitme yeteneğine sahip olduğu ve çevredeki düşük frekanslı sesleri diğer insanlardan daha iyi algıladığı yönündeki teoriyi test etti.
Bunun için katılımcıların düşük frekanslı sesleri duyabilme eşikleri ayrıntılı şekilde ölçüldü.
Sonuçlar, “süper işitme” teorisini büyük ölçüde desteklemedi. Ölçümlerin yüzde 89’unda katılımcıların işitme hassasiyetlerinin normal sınırlar içinde olduğu görüldü.
İç kulaktan kaynaklanan seslere de rastlanmadı
Araştırmacılar ayrıca ikinci bir olasılığı da inceledi. Buna göre bazı insanların iç kulaklarının doğal olarak ürettiği sesleri algılıyor olabileceği düşünülüyordu.
Ancak özel mikrofon sistemleriyle yapılan ölçümlerde, katılımcıların şikayet ettiği yaklaşık 50 Hertz seviyesinde herhangi bir iç kulak sesi tespit edilemedi.
Tespit edilen iç kulak kaynaklı seslerin frekanslarının 861 ile 4 bin 637 Hertz arasında olduğu ve bildirilen uğultulardan çok daha yüksek seviyelerde bulunduğu kaydedildi.
En güçlü aday: Düşük frekanslı kulak çınlaması
Araştırmacılar, elde edilen verilerin düşük frekanslı kulak çınlaması en güçlü açıklama olarak öne çıkardığını belirtti. Çınlama genellikle yüksek frekanslı zil sesi veya çınlama şeklinde bilinse de uzmanlara göre bazı vakalarda çok daha düşük frekanslarda ortaya çıkabiliyor. Bu durumda kişiler, dışarıdan geliyormuş gibi hissedilen uğultuları aslında kendi işitsel sistemlerinin üretmesi nedeniyle duyuyor olabilir.
Bilim insanları, bunun yaşanan deneyimin gerçek olmadığı anlamına gelmediğini söylerken bazı kişilerin gerçekten çevrede bulunan düşük frekanslı ses kaynaklarını algılıyor olabileceğini de belirtti.
Araştırmanın sonuçları, yıllardır çeşitli komplo teorilerine ve tartışmalara konu olan gizemli uğultu fenomeninin önemli bir bölümünün, sanıldığı gibi dış dünyadan değil insanın kendi işitme sisteminden kaynaklanabileceğine işaret ediyor. Ancak uzmanlar, her vaka için tek bir açıklama yapılamayacağını ve bazı olaylarda çevresel ses kaynaklarının hala olası nedenler arasında bulunduğunu ifade etti.
