CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, mutlak butlan ilişkin tartışmalar sürerken kararın yazım süreci ve UYAP’a yüklenme takvimine dikkat çekti. Tanrıkulu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, gerekçeli kararın açıklanmasından aylar önce hükmün kurulduğunu ancak siyasi strateji nedeniyle YSK Başkanı ve üyelerinin değişimine kadar bekletildiğini söyledi.
SEZGİN TANRIKULU TARİHLERİYLE AÇIKLADI
Sezgin Tanrıkulu, 21 Mayıs’ta açıklanan kararın aslında 5 Mart’tan önce kaleme alındığını söyledi. Kararın 15. sayfasında, devam eden ceza davalarının “15 Mayıs 2026 tarihine talik edildiği (ertelendiği)” ifadesinin yer aldığını belirten Tanrıkulu, bu yazım dilinin ancak o tarihten önce kullanılabileceğini ifade etti.

Tanrıkulu, “5 Mart’taki duruşma çoktan görülmüş ve dosya Temmuz ayına ertelenmişti. Eğer karar 21 Mayıs’tan hemen önce yazılsaydı, Mart’taki duruşmanın yapıldığı ve Temmuz’a ertelendiği belirtilirdi. Karar, 5 Mart’taki duruşmada ne yapıldığını bile söylemiyor” diyerek metnin aylar öncesine ait olduğunu savundu.
MUTLAK BUTLAN İÇİN YSK DEĞİŞİMİNİ BEKLEMİŞLER
Kararın neden Mayıs ayına kadar bekletildiğine dair “YSK” faktörüne işaret eden Tanrıkulu, Kurul bünyesindeki başkan ve üye değişikliğinin beklendiğini iddia etti.
Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul örneğinde olduğu gibi yerleşik ve istikrarlı içtihatları olduğunu hatırlatan Tanrıkulu, “Eski başkan ya da eski üyeler görevde kalsaydı ne olacağını kestirememişler. YSK’nın bu içtihatlara aykırı davranmayacağını biliyorlardı” değerlendirmesini yaptı.

Kararın özellikle 21 Mayıs’ta açıklanmasını ise hem yeni YSK yönetiminin göreve başlamasına hem de 9 günlük bayram tatiline denk getirilerek tepkilerin sönümlenmesi çabasına bağladı.
Sürecin tamamen belirli hesaplarla yürütüldüğünü öne süren Tanrıkulu, bu kararın meşru kabul edilmemesi gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi ‘Bu bir mahkeme kararıdır, biz ne yapalım?’ denilmesi mümkün değil. Ne yaparsın? Alırsın, yırtarsın, atarsın. Partinin geleceği bakımından yapılması gerekenler noktasında sorumluluk alınır ancak bu karara dayanarak bir tutum alınmaz.”

Tanrıkulu’nun paylaşımı şu şekilde:
“KARARI 5 MART’TAN ÖNCE YAZMIŞLAR AMA YSK ÜYELERİNİN DEĞİŞMESİNİ BEKLEMİŞLER.
Bu karar, 5 Mart’tan önce yazılmış ama UYAP’a yüklenmemiş. Çünkü kararda açılan ceza davalarından söz ediliyor. 15 Mayıs 2026 tarihine talik edildiği belirtiliyor. Bu ifade kararın 15. sayfasında yer alıyor. Oysa bu karar 21 Mayıs’ta verilmiş.
5 Mart’taki duruşma çoktan görülmüş ve dosya Temmuz ayına ertelenmiş. Eğer gerekçeli karar zamanında, örneğin 21 Mayıs’tan iki gün önce yazılmış olsaydı, “5 Mart 2026 tarihinde duruşmasının görüldüğü ve dosyanın Temmuz ayına ertelendiği” belirtilirdi.
Dolayısıyla kararın kendisi bile 5 Mart’taki duruşmada ne yapıldığını söylemiyor. Peki neden beklemişler? Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığının değişmesini beklemişler. Oradaki seçim süreci uzamış. Eski başkan ya da eski üyeler görevde kalırsa ne olacağını kestirememişler.
Oysa Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul örneğinde olduğu gibi son derece açık, yerleşik ve istikrarlı kararları var. Bu içtihatlara aykırı davranılmayacağını biliyorlarmış.
Neden özellikle 21 Mayıs? Çünkü hem Yüksek Seçim Kurulu’nun yeni başkan ve üyeleri göreve başlamış oluyor hem de dokuz günlük tatil dönemi yaşanıyor.
Bu arkadaşlarımız bunları bilmezler mi? Elbette bilirler. En önemli kararların zamanlamasının bu tür hesaplarla belirlendiğini bilmiyorlar mı?
Şimdi CHP’nin lehine verilmeyeceğinin bilindiği bir karara muhatap olunması “Bu bir mahkeme kararıdır, biz ne yapalım?” denilmesi mümkün değil.
Ne yaparsın? Alırsın, yırtarsın, atarsın. Bu kadar basit. Partinin geleceği bakımından ivedi olarak yapılması gereken işler konusunda sorumluluk alınır; ancak bunun ötesinde bu karara dayanarak bir tutum almazsın.”
