Türkiye’nin üretim gücü, ciddi bir “nitelikli saha elemanı” kıtlığıyla karşı karşıya. Universum tarafından 60’tan fazla ülkede yapılan dev araştırma, Türkiye’nin yetenek pazarının dünyadan çok daha “agresif” ancak bir o kadar da “kırılgan” olduğunu kanıtladı.

DÜNYA YAZILIMCI, TÜRKİYE USTA ARIYOR!
Araştırmanın en dikkat çeken verisi, Türkiye ile dünya arasındaki ihtiyaç farkı oldu. Dünyada teknoloji (BT) yeteneklerine ulaşmak ilk sıradayken, Türkiye’de durum çok daha farklı:
Vasıflı İşçi Krizi: Türkiye’de şirketlerin yüzde 43’ü en çok teknisyen ve usta bulmakta zorlanıyor. Dünyada bu zorluk oranı sadece yüzde 24.
Tam Zorluk Seviyesi: Dünyada işverenlerin işe alımda zorlanma oranı yüzde 93 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 98 ile “tam tıkanma” noktasına ulaştı.

PARAYLA ÇÖZÜLMÜYOR: BÜTÇE VAR, YETENEK YOK!
Türk şirketleri yetenek kıtlığını aşmak için kesenin ağzını açtı. Dünyada şirketlerin sadece yüzde 30’u işe alım bütçelerini artırırken, Türkiye’de bu oran yüzde 54’e çıktı. Ancak bütçelerin iki kat artması bile yeteneği çekmeye yetmiyor. Çünkü çalışanların en temel beklentisi olan “çalışana saygı”, şirketlerin öncelik listesinde ancak yüzde 33 ile arka sıralarda yer bulabiliyor.
KÜLTÜREL UYUM MU, YANKI ODASI MI?
Dünyada “kültürel uyum” (cultural fit) bir kriter olmaktan çıkarken, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 76’sı hala bu kritere sarılıyor. Universum Türkiye Lideri Evrim Kuran, bu durumu sert bir dille eleştirerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Şirketler kendi yankı odalarını yaratıyor. Dönüştürücü zihinleri değil, mevcut düzene ayak uyduracak profilleri hedefliyoruz. Oysa sahadaki teknisyenin veya masadaki uzmanın beklentisi çok daha sade ve derin: Varlığının insan olarak görülmesi ve emeğine sahici bir saygı duyulması.”

YAPAY ZEKA VE ROTASYONDA SINIFTA KALDIK
Teknolojik dönüşümde de makas açılıyor. Dünyada işe alımda yapay zeka kullanımı yüzde 31’e ulaşırken, Türkiye yüzde 23 ile geriden geliyor. Ayrıca şirket içi rotasyon fırsatları dünyada bir öncelik iken, Türkiye’de çalışana sunulan bir “lütuf” gibi görülmeye devam ediliyor.
Sonuç net: Türkiye, hiyerarşik ezberlerini bozmadığı ve “usta” elin değerini sadece parayla ölçmeye çalıştığı sürece bu “yetenek savaşında” kan kaybetmeye devam edecek.