BOTAŞ, Ceyhan’da hayata geçirilecek “Ham Petrol Tank Çiftliği Projesi” ile Türkiye’nin enerji depolama kapasitesinde tarihi bir artışa hazırlanıyor. Proje kapsamında mevcut 1 milyon varillik kapasitenin 45 milyon varile çıkarılması planlanıyor.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Rekabet Kurumu tarafından düzenlenen Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi’nde konuşan BOTAŞ Genel Müdürü Abdülvahit Fidan, projenin Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu belirtti.

Trükiye Gazetesi’nin haberine göre Fidan, Ceyhan’daki mevcut kapasitenin önemli ölçüde artırılacağını vurgulayarak, Tank Çiftliği Projesi’nin enerji krizlerine karşı dayanıklılığı artıracağını ve Türkiye’nin bölgesel enerji piyasalarındaki rolünü güçlendireceğini ifade etti.
40 YENİ DEPO KURULACAK
Proje kapsamında toplam 40 yeni petrol tankı inşa edilecek. İlk fazda 6 tankın yapımına 2026 yılında başlanacak, bu fazın 2028’de devreye alınması planlanıyor. Tüm fazların ise 2030-2031 döneminde tamamlanması hedefleniyor.
Tank çiftlikleri, özellikle kriz dönemlerinde enerji arzını güvence altına alan kritik bir “sigorta sistemi” olarak değerlendiriliyor. Fidan, Türkiye’nin 2028 yılına kadar doğalgaz depolama kapasitesini 20 milyar metreküpe çıkarmayı hedeflediğini de açıkladı.
FSRU KAPASİTESİ ARTIRILACAK
BOTAŞ, yüzer LNG terminalleri (FSRU) tarafında da kapasite artışına gidiyor. Mevcut 161 milyon metreküplük yeniden gazlaştırma kapasitesinin 200 milyon metreküpün üzerine çıkarılması planlanıyor.

Ayrıca iletim altyapısında da genişleme hedefleniyor. Halihazırda 9 kompresör istasyonunda 32 ünitenin görev yaptığını belirten Fidan, 2028’e kadar bu sayının 12 istasyon ve 41 üniteye çıkarılarak kapasitede yüzde 20 artış sağlanacağını kaydetti.
BOTAŞ’ın küresel ölçekte büyüdüğüne dikkat çeken Fidan, şirketin 6 kıtada 39 ülke ile ticaret yaptığını ve 2019’dan bu yana Avrupa’ya yaklaşık 100 milyar metreküp doğalgaz taşıdığını belirtti.
ENERJİDE ÇOKLU KORİDOR STRATEJİSİ
Zirvede konuşan Zafer Ateş ise Türkiye’nin enerji politikalarında “çoklu koridor” stratejisine ağırlık verdiğini ifade etti. Bu yaklaşımın jeopolitik risklere karşı dayanıklılığı artırmayı amaçladığını belirten Ateş, Hazar geçişli Orta Koridor’un enerji, ulaşım ve dijital altyapıyı kapsayan entegre bir sistem olarak planlandığını söyledi.
Türkiye’nin farklı enerji projeleriyle bağlantılarını çeşitlendirdiğini vurgulayan Ateş, Basra’dan Adriyatik’e ve Karadeniz’e uzanan hatların entegrasyonunun da bu stratejinin önemli bir parçası olduğunu kaydetti.