Yemek sonrası uyku basıyorsa dikkat

Vücudumuzdaki şeker trafiğini yöneten insülin hormonu, kandaki şeker seviyesini dengede tutmak ve hücrelerin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamak gibi hayati bir göreve sahiptir. Ancak yaşam tarzı, genetik faktörler veya beslenme alışkanlıkları nedeniyle bu düzen bozulabilir.

Bu durum tıp dünyasında insülin direnci olarak adlandırılan ciddi bir metabolik tabloya yol açar. Hücrelerin insülin sinyaline yeterli yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle karakterize olan bu tablo, günümüzde birçok kronik rahatsızlığın da temelini oluşturmaktadır.

İnsülin direnci, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalması sonucu ortaya çıkan bir metabolik bozukluktur. Sağlıklı bir vücutta insülin, kandaki glukozu hücre içine taşıyarak enerjiye dönüşmesini sağlar. Ancak direnç durumunda insülin, glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisi azalınca hücreler enerji üretimi için gerekli glukozu yeterince kullanamaz. Bu durum hücre düzeyinde ciddi bir enerji eksikliği yaratırken, glukozun kanda birikmesine ve hiperglisemi yani yüksek kan şekeri tablosuna yol açar.

ZAYIF KİŞİLERDE DE GÖRÜLÜYOR

İnsülin direnci halk arasında sadece kilolu bireylerin yaşadığı bir sorun olarak görülse de, bu yaygın bir yanılgıdır. Normal kilolu hatta oldukça zayıf bireylerde dahi insülin direnci gelişebilir. Bu durumun temel nedenleri arasında genetik yatkınlık, hareketsiz bir yaşam tarzı, işlenmiş gıdalarla beslenme ve özellikle karın bölgesindeki visseral yağlanma yer alır. Dışarıdan zayıf görünen kişiler bile metabolik olarak ciddi risk taşıyabilir. Bu nedenle sadece vücut ağırlığına bakarak sağlık durumu hakkında yargıya varmak yeterli değildir. Belirli aralıklarla yapılan kan testleri ile insülin direnci mutlaka araştırılmalıdır.

İNSÜLİN DİRENCİNİN SİNYALLERİ NELERDİR?

Vücut, insülin direnci yaşadığında çeşitli yollarla sinyal verir. Yemeklerden sonra aniden bastıran, engel olunamayan uyku hali ve yorgunluk en belirgin göstergelerden biridir. Ayrıca; Tatlı krizleri ve sık acıkma atakları, Özellikle bel çevresinde artan yağlanma, Konsantrasyon bozuklukları ve yemek sonrası beyin sisi, Kilo vermede zorluk yaşanması, Ciltte, özellikle boyun ve koltuk altı bölgelerinde koyulaşma (akantozis nigrikans) bu durumun habercisi olabilir.

İNSÜLİN DİRENCİNİ KIRMAK İÇİN NE YAPILMALI?

İnsülin direncine karşı en etkili silah, yaşam tarzında yapılacak köklü değişikliklerdir. Uzmanlar, günlük kalori alımını 300 ile 500 kalori arasında azaltmanın uzun vadeli kilo kontrolü sağlayarak insülin direncini düşürebileceğini belirtmektedir. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20 ile 30 oranında azalma ve koruyucu kolesterol olan HDL seviyelerinde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu bireylerde vücut ağırlığının sadece yüzde 5 oranında azaltılması bile direnci kırmak için yeterli bir başlangıç olabiliyor.

Sağlıklı bir beslenme planı; glisemik indeksi düşük, lifli gıdalarla zenginleştirilmiş ve şekerden arındırılmış bir yapıda olmalıdır. Beslenmenin yanı sıra düzenli fiziksel aktivite kritik öneme sahiptir. Haftada en az 25 ile 30 kilometre tempolu yürüyüş veya buna eşdeğer aerobik hareketler, hücrelerin insüline olan duyarlılığını artırır. Aşikar diyabeti olan bireylerde ise uzman doktor gözetiminde uygulanan farmakolojik tedaviler, insülin direncini geri döndürmede ve vücudu yeniden dengeye getirmede büyük rol oynar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir