Yeni dönem: Sanat piyasasının finansallaşması

MELİSA VARDAL – ABD merkezli bir bahis platformu; Monet, Picasso, Klimt ya da Lucian Freud gibi sanatçıların eserlerinin müzayedelerde ulaşacağı fiyatlar üzerine işlem açmaya başladı. Kullanıcılara “28 milyon doların üzerinde mi?”, “Rekor kırar mı?” gibi seçenekler sunuluyor her seçeneğin yanında gerçekleşme ihtimalini gösteren yüzdeler yer alıyor.

Bu sistem sanata erişimin demokratikleşmesi olarak lanse edilirken eleştirmenler sanatın estetik değerinden çok fiyat beklentileri üzerinden okunmasının yaratacağı sonuçları tartışıyor. 

Doç. Dr. Fırat Arapoğlu / Sanat Eleştirmeni: ‘Ciddi riskler barındırıyor’ 

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Sanat yapıtına erişimin demokratikleşmesi ve sanat piyasası üzerine spekülasyon yapma hakkının demokratikleşmesi aynı şey değildir. Sanat piyasası uzunca bir süredir finansallaşma süreci içinde ve yapıtlar, estetik ve kültürel değerleri kadar yatırım aracı olarak görülüyor. Buradaki temel sorun özünde bilgi asimetrisidir ve sanat piyasası, finans piyasalarına göre daha opak bir yapıya sahip. Dolayısıyla böyle bir ortamda bahis piyasasının eşit koşullarda işlediğini söylemek güç. İçeriden bilgi kullanımı riski, spor veya siyaset bahislerinden çok daha yüksek olur. Öte yandan sanat piyasasının gizli finansal mekanizmalarını görünür kılması çok önemli görünüyor. Açılan bahisler sanat dünyasının ekonomik beklentilerİ, fiyat tahminleri ve yatırım stratejileri tarafından şekillendirildiğini ortaya koyuyor. Bu sanatın giderek finansal piyasalara benzer şekilde işlem gören bir varlık sınıfına dönüşmesini gösteriyor. Böyle bir girişimini sanat piyasasının finansallaşmasının yeni bir dönemi olarak görüyorum. Bu durum kısa vadede erişimi artırabilir; ancak uzun vadede sanat yapıtının kültürel ve eleştirel değerinin gölgelenmesi, bilgi eşitsizliklerinin derinleşmesi ve sanatın yalnızca fiyat hareketleri üzerinden okunması gibi ciddi riskleri beraberinde taşıyor. 

Ayşegül Sönmez / Sanat Eleştirmeni: ‘Picasso’yu görünce değil, Picasso satılınca alkışlanan yerler’

Bahis platformlar her şeye el atıyorlar, biz görmüyoruz. Sistemde aktif olarak var olan, kamuya açık çalışan bütün web sitelerine düzenli olarak bot saldırıları yapan en ağırlıklı kurumlar bahis platformları. Bir sanat sitesi olan Sanatak’a robotlar yollayarak, haber sitelerine, web sitelerine saldırarak kültüre, sanata, hayata, ekonomiye çoktan el attılar. Bir el atmadıkları müzayedeler kalmıştı. Müzayedeler için her zaman söylüyorum, Fran Lebowitz’in dediği gibi onlar Picasso’yu görünce değil, Picasso satılınca alkışlanan yerler. O bakımdan hiç muteber bulmuyorum. Bu spekülatif kiliselerin yeni spekülatif mezhepleri bunlar. Bir şeyin açık artırmayla değerlenecek olması bana çok acıklı geliyor. Bir şey zaten değerli. Açık artırmasak da değerli olduğunu bilmemiz gerekiyor. O değerlerin de ne olduğunu bilmemiz gerekiyor ki bunlara pabuç bırakmayalım.

Prof. İnsel İnal / Akademisyen:‘Sanatın metalaşması da metalaştı’ 

Sanat, sanırım artık toplum için ilham verici olmaktan çıktı. “Yargı Gücünün Eleştirisi” adlı eserinde Immanuel Kant, estetik felsefesinde sanatın herhangi bir amaca hizmet etmediği veya somut bir ‘işe yaramadığı’ için değerli olduğunu ilan etmişti. 20. YY ise sanatın metaya dönüşmemesi için mücadele edenler ve onların bugüne aktarılan muazzam külliyatıyla doludur. Buna rağmen sanatın kendisinin bir meta olarak sunulmasının da ötesine geçilerek, ‘meta olma durumunun metalaştırılması’ gündeme getirilmiştir. Artık daha kaliteli bir yaşam oluşturma stratejileri edebiyat, sanat ya da tiyatro alanlarından değil; doğrudan bir şekilde paradan geçiyor. Genel bir perspektifle baktığımızda da kapitalist sistemin; bütün hassasiyetleri, doğayı, estetik hazları ve nihayetinde sanatı pazarlayıp sattığını görüyoruz. Bir sanat eğitimcisi olarak öğrencilerime, tüm bu yozlaşmaya rağmen söz konusu estetik hassasiyetleri yeniden kazandırmaya çalışıyorum. Fakat ne yazık ki her geçen gün bu rahatsız edici pazarlama ve dönüştürme stratejilerine yenileri ekleniyor; bu bahis gündemi de bunlardan biri. Peki, bu durum sanata veya sanatçıya zarar verir mi? Esas sorulması gereken soru budur. İçinde yaşadığımız, maddiyatla çerçevelenmiş ve ilişkilerin sanal ortamlarda yapaylaştığı bu çağda, sanatçının gündelik hayatı zaten bir hayli zarar görüyor. Ancak sanatsal üretimin bu sığ stratejilerden kalıcı bir zarar görmeyeceğine, aksine bu durumlara eleştirel, özgün ve güçlü bakış açıları yaratacağına dair ümidimi koruyorum. 

Yahşi Baraz / Sanat Simsarı: ‘Piyasayı etkilemez’ 

Sanat piyasasına bir etkisi olmaz çünkü sanat alıcısı bilinçlidir. Sanat eserlerine sermaye yatırdığı için kendi bildiğini okur zira sermaye sahibi para harcarken daha dikkatlidir. Gerçek koleksiyon yapacak kişinin zaten danışmanları, sanat yazarları ve müze sahibi dostları vardır. Önce onlarla tartışır, ondan sonra karar verir.

Author: Yusuf Arslan