Zona aşısı demansa çare olabilir mi?

Demans denildiğinde çoğu insanın aklına geri döndürülemez bir süreç geliyor. Özellikle Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar, yalnızca bireylerin değil ailelerin de hayatını kökten değiştiren ağır tablolar yaratıyor. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, bu karanlık tablo içinde dikkat çekici bir umut ışığı olduğunu gösteriyor.

Bilim insanlarına göre demans vakalarının toplam sayısı, nüfus yaşlandıkça artmaya devam edecek. Fakat bu, bireysel riskin mutlaka aynı şekilde yükseldiği anlamına gelmiyor. Bazı araştırmalar, belirli yaş gruplarında demans görülme oranının geçmiş kuşaklara kıyasla azaldığını ortaya koyuyor.

RİSK DÜŞÜYOR OLABİLİR

ABD’de yapılan büyük ölçekli bir çalışmaya göre, 55 yaşından sonra yaşam boyu demans geliştirme riski yüzde 42’ye kadar çıkabiliyor. Kadınlarda, siyah bireylerde ve Alzheimer riskini artırdığı bilinen APOE ε4 genetik varyantını taşıyanlarda bu risk daha yüksek görünüyor.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Aynı araştırma, ABD’de yıllık yeni demans vakalarının 2020’de yaklaşık 514 binden 2060’ta 1 milyonun üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Bunun temel nedeni ise hastalığın daha hızlı yayılması değil, toplumun giderek yaşlanması.

Ancak tablo tamamen kötü değil. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki verileri inceleyen çalışmalar, yaşa özel demans görülme oranının 1980’lerin sonlarından bu yana her 10 yılda yaklaşık yüzde 13 azaldığını gösteriyor. Klinik Alzheimer vakalarında da benzer bir düşüşten söz ediliyor.

Bu şu anlama geliyor: Bugün 80 yaşına gelen bir kişinin demans riski, bir önceki kuşakta 80 yaşına gelen birine göre daha düşük olabilir.

KALP BEYNİ KORUYOR

Demans çoğunlukla beyin hastalığı olarak düşünülse de araştırmacılar, kalp ve damar sağlığının beyin sağlığı üzerinde kritik rol oynadığını vurguluyor. Yüksek tansiyon, kolesterol, sigara, obezite ve diyabet gibi damar sistemini yıpratan faktörler, uzun vadede bilişsel gerilemeyi de etkileyebiliyor.

Bu nedenle son yıllarda demans riskindeki düşüşün arkasında daha iyi tansiyon ve kolesterol tedavileri, inme ve kalp hastalıklarının daha iyi yönetilmesi ve özellikle sigara kullanımındaki büyük düşüş olabilir.

Bir başka önemli faktör ise eğitim. Daha uzun eğitim süresi, bazı araştırmalarda daha düşük demans riskiyle ilişkilendiriliyor. Bilim insanları bunun nedenini kesin olarak bilmese de, eğitimin beyinde “bilişsel rezerv” oluşturabileceği düşünülüyor. Yani beyin, yaşlanma veya hasar karşısında daha dayanıklı hale gelebilir.

ZONA AŞISI SÜRPRİZİ

Son dönemin en dikkat çekici bulgularından biri ise zona aşısıyla ilgili. Zona, çocuklukta suçiçeğine yol açan varicella-zoster virüsünün yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. Hastalık özellikle ileri yaşlarda ağrılı ve yıpratıcı bir tablo yaratabiliyor.

Galler’de yapılan bir araştırmada, zona aşısı olan ileri yaştaki bireylerin takip eden yedi yıl içinde demans geliştirme ihtimalinin yaklaşık yüzde 20 daha düşük olduğu görüldü. Araştırma klasik bir klinik deney olmasa da, doğum tarihine dayalı aşı uygunluğu nedeniyle güçlü bir “doğal deney” niteliği taşıyor.

Kanada’da yüz binlerce kişinin verisiyle yapılan başka bir çalışma da benzer şekilde zona aşısı yaptıran ileri yaştaki kişilerde demans riskinin daha düşük olabileceğini gösterdi.

Daha da dikkat çekici olan ise yeni nesil zona aşısı. Eski aşı canlı virüs içerirken, günümüzde kullanılan rekombinant aşı canlı virüs taşımıyor. Bazı araştırmalar, bu yeni aşının demansa karşı daha güçlü bir koruyucu ilişki gösterebileceğini öne sürüyor.

NEDEN KORUYABİLİR?

Bilim insanları bu etkinin neden ortaya çıktığından henüz emin değil. Bir ihtimal, zona virüsünün sinir sisteminde iltihaplanmaya yol açarak demans riskini artırması ve aşının bunu engellemesi.

Ancak başka bir ihtimal daha var: Koruyucu etki doğrudan zona virüsünden değil, aşının yaşlanan bağışıklık sistemini güçlendiren etkisinden kaynaklanıyor olabilir. Bazı çalışmalarda, benzer bağışıklık güçlendirici bileşenler içeren farklı aşıların da daha düşük demans riskiyle ilişkili bulunması bu ihtimali güçlendiriyor.

Yine de uzmanlara göre bu bulgular umut verici olsa da kesin sonuca varmak için erken. Zona aşısının demansı doğrudan önlediğini söylemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

YAŞAM TARZI ETKİLİ

Aşı araştırmaları devam ederken, demans riskini azaltmak için bugün yapılabilecek daha net şeyler var. 2024 tarihli geniş kapsamlı bir değerlendirmeye göre, bazı risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla demans vakalarının önemli bir bölümü önlenebilir ya da geciktirilebilir.

Bunlar arasında sigara içmemek, yüksek LDL kolesterolü düşürmek, tansiyonu kontrol altında tutmak, işitme kaybını tedavi ettirmek, obeziteyi sınırlamak, fiziksel aktiviteyi artırmak ve sosyal izolasyondan kaçınmak yer alıyor.

Özellikle orta yaş dönemi kritik görülüyor. Çünkü kalp ve damar sağlığını etkileyen alışkanlıklar, beyin sağlığının ilerleyen yıllardaki seyrini de belirleyebiliyor.

ÇARESİZ DEĞİLİZ

Demans vakalarının sayısı, yaşlanan nüfus nedeniyle artmaya devam edecek. Ancak bu, bireylerin hiçbir şey yapamayacağı anlamına gelmiyor.

Bilim dünyasının yeni mesajı daha umutlu: Demans tamamen kaçınılmaz bir kader olmayabilir. Kalp sağlığını korumak, sigaradan uzak durmak, işitme kaybı gibi ihmal edilen sorunları tedavi ettirmek, aktif kalmak ve aşıların olası koruyucu etkilerini araştırmak, beyin sağlığı için sanıldığından daha önemli olabilir.

Zona aşısı konusunda ise uzman görüşü hâlâ şart. Çünkü mevcut aşı önerileri yaşa ve bağışıklık durumuna göre değişiyor. Ancak son araştırmalar, basit görünen koruyucu sağlık uygulamalarının beyin yaşlanması üzerinde beklenenden büyük etkiler yaratabileceğini gösteriyor.