Konya Ovası’nın korkulu rüyası haline gelen obruklar, artık sadece yer altı sularının çekilmesiyle değil, mevsimsel değişimlerin getirdiği yeni risklerle de gündemde. Karapınar başta olmak üzere bölge genelinde jeolojik hareketlilik devam ederken, sayıları her geçen gün artan bu dev çukurlar tarım alanlarını ve yerleşim yerlerini tehdit ediyor.
OBRUK SAYISI 700 SINIRINA DAYANDI
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası’nda, yer altı sularının kontrolsüz kullanımı ve toprağın çökmesiyle oluşan obrukların sayısı hızla artarak 700 seviyesine ulaştı. Özellikle Karapınar ilçesinde yoğunlaşan bu doğa olayı, bölge halkı için alışılmış ancak bir o kadar da tehlikeli bir durum haline geldi.
RİSK HAVZASI GENİŞLİYOR: 9 İLÇE DAHA TEHDİT ALTINDA
Son yıllarda aynı bölgedeki Ereğli, Halkapınar, Emirgazi, Çumra, Cihanbeyli, Kulu, Yunak, Çeltik ve Altınekin ilçelerinde de yeni obrukların görülmeye başlanması, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
YER ALTI SUYUNDAN SONRA ŞİMDİ DE YAĞMUR ENDİŞESİ
Bugüne kadar obrukların ana nedeni olarak yer altı su kaynaklarının aşırı çekilmesi gösterilirken, bu yıl farklı bir endişe hakim. Bölgeye düşen yoğun yağışların, yüzeydeki gevşek yapıyı ağırlaştırarak veya yer altındaki çözünmeye müsait tabakaları tetikleyerek yeni çökmelere yol açmasından korkuluyor.

“YER ALTINDA DİNAMİK SÜREÇ BAŞLATIYOR”
Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, yağışların sevindirici olduğunu ancak yer altında dinamik süreç başlattığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
Yağmur yağışları bölgemizde ciddi yüzey sularını beslemekte, göllerimizi, barajlarımızı doldurmakta ve biz bunu büyük bir memnuniyetle karşılayıp yaşamaktayız. Konya Kapalı Havzası beslenmesini, yağışlardan alıyor. Bu yağışların 2025 yılına göre daha ilk 3 ayda 2 katı ve üzerine çıkması Konya için sevindirici bir durum. Yağış noktasında, suya erişim noktasında çok güzel bir durum ama ne yazık ki Konya’nın bir diğer afet sorunu olan obruklar açısından da tedirgin edici bir durum olarak görüyoruz. Çünkü yağıştan gelen sular toprağı doyuruyor. Topraklarda, bir doygunluk ağırlığı oluşturuyor. Ayrıca bu sular yavaş yavaş yer altına doğru süzülüyor. Süzülürken de burada bizim toprakları bünyesine katarak, aşağıya doğru taşıma durumu söz konusu oluyor. Biz buna iç erozyon diyoruz. İç erozyon vesilesiyle yer altında bir dinamik süreç başlatıyor.

“3 ANA FAKTÖR VAR”
Arslan, obruk oluşumunda 3 ana faktörün olduğunu ifade ederek, sözlerine şu ifadelerle devam etti:
Günümüzde özellikle 20 yılda, 30 yılda oluşan obrukların hemen hemen hepsi bizim yüzey örtüsü olarak adlandırdığımız çökme obrukları diye sınıfladığımız obruklar. Bu obrukların da neredeyse tamamı yer altı suyunun etkisi sonucunda oluşan obruklar. Obrukların oluşumunda üç ana faktör var; bu üç ana faktör arasında da en önemli ve belirleyici olan faktör, suyun hareketi ve suyun kimyası olarak karşımıza çıkıyor. Burada da yağışlardan kaynaklanan sulama, toprağın beslenimi, süzülmesi, dere, nehirlerden akışlar ne yazık ki bunlar yer altına doğru süzülürken, yer altı suyunda bir hareketliliğe sebebiyet veriyor. İşte bu hareketlilik dediğimiz şey de özellikle bizim yer altı suyunun aşağı veya yukarı yönlü, dikey yönünde bir hareketlilik durumu söz konusu. Bu hareketlilik esnasında oluşturduğu boşlukları süre içerisinde büyüterek, orada bir iç erozyon oluşturarak, malzeme taşıyarak, boşlukları daha da büyütüp, daha da genişletip süreç sonunda da çökmesi, obruk oluşmasına sebebiyet verebiliyor.
“BİR OBRUK OLUŞUM DURUMU NE YAZIK Kİ OLABİLİR”
Yer altında su deposuna benzeyen tabakalar olduğunu söyleyen Arslan, “Bu yağışlar direkt yer altı suyuna etki etmesi çok mümkün değil. Teknik olarak anlatacak olursak. Yer altı suları bizim 1’inci akifer, 2’nci akifer ve 3’üncü akifer dediğimiz, yer altında bulunan aslında bir su deposu olarak hayal edebileceğimizi söyleyebiliriz. Su deposu gibi kütlelerimiz vardır. Bu kütlelere baktığımız zaman biz Konya Kapalı Havzası’nda 2’nci hatta belki de 3’üncü akiferlerden su çekiyoruz. Fakat bu yağan yağmur, bu yer altına süzülen sular, 1’inci akiferlere erişebilir ve oralarda bir beslenme, bir dolum durumu söz konusu olabilir. İşte o 1’inci akiferdeki beslenme süreci, oradaki suyun hareketliliği, malzeme taşınmasına, malzeme eritmesine ve boşluk oluşturmasına sebebiyet verebilir ve bunun sonucunda da bir obruk oluşum durumu ne yazık ki olabilir” diyerek sözlerini tamamladı. (DHA)