Hazinenin Borç Karnesi: 876 Milyar Liradan Trilyonlara
Ekonomi yönetiminin “dezenflasyon” programı etrafında dönen söylemleri, kamunun borçlanma hızındaki ürkütücü artışı gizleyemiyor. Ekonomim’den Nevzat Saygılıoğlu’nun haberine göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş döneminde Hazinenin toplam borç stoku (iç ve dış) 876,5 milyar lira seviyesindeyken, aradan geçen kısa sürede bu tablo radikal bir değişim geçirdi:
Sistem değişimi başlangıcı sırasında iç borç 535,4 milyar TL, dış borç 341 milyar TL (Toplam: 876,5 milyar TL) idi. 3 yıl içinde toplam borç 1 trilyon 813 milyar TL’ye çıkarak yüzde 206 arttı. Seçim sonrasında, yeni ekonomi programına geçiş yılında borç stoku bir önceki yıla göre yüzde 67 fırlayarak 6 trilyon 736 milyar liraya ulaştı. 2026 ilk çeyrekte kamu hanesine 785 milyar liralık ilave borç eklendi.
Bütçeyi Yutan Faiz Çarkı
Kontrolsüz borç artışının en ağır faturası bütçedeki faiz giderlerinde görülüyor. Merkezi yönetim bütçesinde 2023 sonunda 674,6 milyar lira olan faiz giderleri, 2025 sonunda 2 trilyon 54 milyar liraya tırmandı. Bu, sadece iki yıl içinde faiz yükünün yüzde 205 artması anlamına geliyor. 2026’nın ilk çeyreğinde ödenen 867 milyar liralık faiz, durumun vahametini ortaya koyuyor.
Maliyetler yüzde 40’a Demir Attı
Hazine kağıtlarının maliyeti 2017 sonunda yüzde 11-12 bandındayken, 2025 yılı itibarıyla yüzde 40 seviyelerine demir atmış durumda.
Borç Çevirme Oranlarında Alarm: Temmuzda yüzde 118 Hedefleniyor
Hazinenin Mayıs-Temmuz 2026 dönemini kapsayan iç borçlanma takvimi, mevcut borçların ödenmesi için “daha fazla borçlanma” yoluna gidildiğini kanıtlıyor:
Mayıs: 347 milyar TL ödemeye karşılık 382 milyar TL borçlanma (Yüzde 110 çevirme oranı).
Haziran: 562 milyar TL borç ödemesi için aynı tutarda yeni borçlanma.
Temmuz: 602 milyar TL borç ödemesi için 710 milyar TL borçlanma öngörülüyor (Yüzde 118 çevirme oranı). Bu, her 100 liralık borcu kapatmak için dışarıdan 118 lira yeni borç alınacağı anlamına geliyor.
Analiz: Vergi ve Satışlar Yetmiyor
Ekonomi yönetiminin son dönemde “faiz dışı fazla” kavramına sarılması olumlu bir çıpa olarak görülse de sahadaki gerçekler farklı bir hikaye anlatıyor. Toplanan vergiler, kamu taşınmazlarının satışı ve özelleştirme gelirleri bütçeyi dengelemeye yetmiyor. Saygılıoğlu’na göre kamuda gerçek anlamda bir tasarruf ve verimlilik programı uygulanmadığı sürece, Türkiye’nin borçlanmayı “en kolay yol” olarak görmeye devam edeceği ve bu girdabın derinleşeceği öngörülüyor.