The Newyork Times’ta yer alan habere göre, Yargıçlardan resmi mektupla özür dilenen teknoloji kazası, adaletin dijitalleşme sürecindeki tehlikeleri gözler önüne serdi. Wall Street’i sarsan bu olay, akıllara Türkiye’de İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı İBB dosyasında patlak veren o tuhaf skandalı getirdi.
Wall Street’i sarsan yapay zeka halüsinasyonu
New York Times’ın yayımladığı ve Reuters’ın da doğruladığı belgelere göre, Wall Street’in önde gelen hukuk bürolarından Sullivan & Cromwell, inanılmaz bir hataya imza attı. Firmanın ortağı Andrew Dietderich, Manhattan’daki ABD İflas Mahkemesi Yargıcı Martin Glenn’e gönderdiği 18 Nisan tarihli mektupta, sundukları mahkeme dosyasında yapay zeka kaynaklı “halüsinasyonlar” olduğunu itiraf etti. Kamboçyalı Prince Group ile bağlantılı davada sunulan dosyalarda, gerçekmiş gibi görünen ancak tamamen yapay zeka tarafından uydurulmuş tam otuz ayrı atıf ve emsal karar tespit edildi. Bu durum, hukuk dünyasında yapay zeka kullanımıyla ilgili ciddi bir güven krizini tetikledi.
İBB dosyasında “kamu oğlu kamu hukuku”
ABD’de yargıcı şoke eden bu sahte veri skandalı, akıllara doğrudan benzer bir yargı krizini, İBB dosyasını getirdi. 10 Mart 2026 tarihinde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 407 sanıklı davada, mahkeme heyetinin hazırladığı tensip zaptı akıllara durgunluk vermişti.
Tıpkı ABD’deki yapay zeka halüsinasyonunda olduğu gibi, İBB iddianamesinde de müşteki sırasına yazılan “Kamu Hukuku” kavramı, sistem tarafından bir şahıs gibi algılanmıştı. Evraka “Kamu Hukuku”nun karşısına 1 Ocak 1980 doğumlu “Kamu oğlu” ibaresi resmi olarak işlenmişti.
Salonda tansiyon yükseldi: Kararı da mı yapay zeka verdi?
Wall Street avukatlarının “hiçbir şeye güvenmeyin, her şeyi doğrulayın” ilkesini ihlal ettiği gibi, İBB davasında da temel bir kontrol eksikliği duruşma salonunda isyana neden olmuştu. Zaptın yapay zeka veya otomatik sistemler kullanılarak dikkatsizce hazırlandığını savunan avukatlar duruma sert tepki göstermişti.

Avukat Ali Rıza Dizdar’ın, “Kim bu Kamu oğlu, 1980 doğumlu Kamu Hukuku adlı kişi? Bu karar ile tutukluluğa devam diyorsunuz, kararı da mı yapay zeka verdi?” çıkışı gündeme damga vurmuştu. Mahkeme başkanının yapay zeka kullanmayı bilmediğini söyleyerek kendini savunması ise, teknolojinin yargı süreçlerine kontrolsüz entegrasyonunun yarattığı vahameti hem Türkiye’de hem de ABD’deki son örnekle bir kez daha kanıtladı.