Yatırımın temeli hukuk devleti

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı kapsamında açıkladığı yeni vergi düzenlemeleri tartışma yarattı. Düzenlemeler, yurt dışından sermaye ve gelir çekmeye yönelik adımları beraberinde getirirken, vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışı kaynaklı gelirlerinin 20 yıl boyunca Türkiye’de vergilendirilmeyeceği, veraset ve intikal vergisinin ise yüzde 1 seviyesinde uygulanacağı açıklandı.

Ayrıca imalatçı ihracatçılar için Kurumlar Vergisi oranı yüzde 20’den yüzde 9’a, yalnızca ihracat yapan şirketler için ise yüzde 14’e düşürülecek. Vergi Uzmanı ve Sözcü Yazarı Ozan Bingöl, sermaye çekiminin yalnızca vergi oranlarıyla sağlanamayacağını, asıl belirleyici unsurun hukukun üstünlüğü, öngörülebilirlik ve mülkiyet güvenliği olduğunu vurguladı. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ceyhun Elgin de yabancı sermayenin önceliğinin hukukun üstünlüğü ve öngörülebilir bir ekonomik ortam olduğunu söyledi.

180 DERECE DÖNER Mİ?

Elgin, vergi avantajlarının kısa vadede kur, rezerv ve Borsa İstanbul açısından olumlu fiyatlanabileceğini ancak güven zayıfsa bu akımların uzun vadeli yatırıma dönüşmeyip kısa vadeli fırsat arayışına kayacağını belirtti. Yatırımcıların ‘Bir anda 180 derece politika değişir mi’ sorusuna net cevaplar aradığını ifade eden Elgin, asıl belirleyici unsurun vergi değil; güven, hukuk devleti, kur istikrarı, enflasyonla mücadele ve kurumsal şeffaflık olduğunu dile getirdi.

CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay ise özellikle kayyum uygulamaları ve mülkiyet hakkına ilişkin tartışmaların uzun vadeli sermaye açısından güven sorununu derinleştirdiğini belirtti.

Vergi adaletsizliği derinleşir  

Bu teşviklerin ‘adalet boyutuna’ dikkat çeken, Prof. Dr. Ceyhun Elgin, “İçeride yıllardır vergi ödeyen, yüksek enflasyon altında ezilen, finansman maliyetiyle boğuşan üretici ve ücretli kesim açısından ‘dışarıdan gelen paraya özel kolaylık’ hissi rahatsızlık yaratabilir” dedi. Ekonomist Güldem Atabay, “Büyük ihracatçıya yüzde 9 vergi verirken, ücretli yüzde 30-40 efektif vergi ödüyorsa burada ciddi bir vergi adaleti sorunu doğar” diye 
ekledi. 

‘İktidar, İstanbul Finans Merkezi ile hayal satıyor’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, İstanbul Finans Merkezi üzerinden küresel sermaye çekme hedefini değerlendirerek, hükümetin ‘hayal sattığını’ ifade etti. Dubai örneğini hatırlatan Atabay, Dubai’nin binlerce şirket, yüzlerce finans kurumu ve on binlerce nitelikli çalışanla kendi kendini besleyen bir finansal ekosistem kurduğunu belirtti. İstanbul’un ise güçlü coğrafi konumuna ve üretim kapasitesine rağmen bu bütünlüğü sunamadığını söyleyen Atabay, yüksek enflasyon, politika ve regülasyon oynaklığı ile hukuki öngörülebilirlik sorunlarının vergi teşviklerinin etkisini sınırladığını vurguladı. 

Şirketler üretemiyor ki vergi oluşsun

İmalatçı ihracatçılar için Kurumlar Vergisi’nin yüzde 9’a düşürülmesini değerlendiren Vergi Uzmanı Dr. Ozan Bingöl, uluslararası vergi rekabeti açısından Kurumlar Vergisi oranının önemli olduğunu ancak tek başına anlam ifade etmediğini vurguladı. Bingöl, “Bir verginin anlamlı olabilmesi için önce vergilendirilebilir bir kazancın, yani matrahın oluşması gerekir. Matrah yoksa vergi oranının yüzde 10 ya da yüzde 50 olması pratikte hiçbir fark yaratmaz” dedi.

Bingöl, “Artan finansman maliyetleri, yüksek faiz yükü ve krediye erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle şirketler kârlılık üretemiyor.  Vergiye tabi kazanç ortaya çıkmadığı için Kurumlar Vergisi oranı da işlevsiz hale geliyor” ifadelerini kullandı. Finansman maliyetlerinin birçok şirket için işçilik maliyetlerini aştığına dikkat çeken Bingöl, “Bu yapı içinde şirketlerin vergi ödeyebilmesi için önce kâr etmesi gerekiyor” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir