Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin okullarda alınacak güvenlik tedbirlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Diğer bakanlıklarla olan iş birliğini güçlendireceklerini ifade eden Tekin, yapay zekâ destekli bir risk analiz ve erken uyarı sistemi oluşturacaklarını belirtti. Tekin’in iş birliği çıkışı 4 yıl önce imzalanan bir protokolü anımsattı.
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından “Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü” 20 Haziran 2022’de imzalandı. Dönemin bakanları ve TBB Başkanı işbirliği protokolünü kamuoyu önünde birlikte imzaladı. Protokolden sonra 3 bakanlıkta da bakanlık değişimi yaşandı ama okullardaki şiddet ortamı değişmedi.
MOBİL EKİP, KAMERA, ASAYİŞ TEDBİRLERİ
Bu protokole göre bakanlıklara çeşitli görevler düştü. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yükümlülükleri; il müdürlüklerinin kurduğu mobil ekiplerin okullarla eşleştirilmesini sağlamak, dezavantajlı çocukların okula devamını sağlamak, protokol çerçevesinde sosyal hizmet müdahalesinde bulunulan çocuk ve ailesine ilişkin çalışmalar gerçekleştirmek oldu. İçişleri Bakanlığı; “okul çevrelerinde asayiş tedbirleri alma, okul kolluk görevlileri ve güvenli eğitim koordinasyon görevlilerinin görevlendirmesini sağlama,okul çevresinde öğrencilerin zararlı alışkanlıklar edinmesine ve suça sürüklenmesine neden olabilecek unsurların taşınması, bulundurulması ve satılmasına yönelik önleyici tedbir alma, okulla ilişkisi bulunmayan şahısların öğrenci ile iletişimini engelleme, zorunlu eğitim çağında olup okula devam etmediği tespit edilen çocukları milli eğitim müdürlüklerine bildirme ve okul çevresini görecek şekilde kamera sistemi kurma” ile yükümlendirildi.
Milli Eğitim Bakanlığının yükümlülükleri; “Okul içi ve çevresine kamara sistemi kurulmasın sağlamak, okul güvenliğiyle ilgili tespit edilen riskli durumları gecikmeksizin kolluk kuvvetlerine bildirmek, çocuklarla yakın temas halinde çalışacak kişilerden adli sicil belgesi talep etmek, okul idareleri ile iş birliği halinde özel güvenlik görevlendirmesini sağlamak, dezavantajlı çocuklara uzmanlar tarafından ‘suç, şiddet’ gibi konularda eğitim verilmesini sağlamak, okul girişine yerleştirilecek elektronik inceleme cihazları ve turnikeleri belirlemek ve imkan ölçüsünde kurulumunu yapmak” olurken protokol kapsamında TBB’nin yükümlülükleri ise şu şekilde belirlendi: “Protokol hakkında belediyeleri bilgilendirmek, belediyelere protokol hakkında rehberlik etmek ve protokol hükümlerini uygulamaya gönüllü belediyelerin, valilik/kaymakamlık ile bu protokolün uygulanmasına yönelik alt protokol imzalamalarını teşvik ve tavsiye etmek…”
PROTOKOL ŞİDDETİ ÖNLEYEMEDİ
Protokol kapsamında ilçelerde kurullar toplantılar düzenledi. Buna karşın protokolün imzalandığı 2022’den bu yana okulda şiddet olaylarına çözüm üretilemedi. Söz konusu protokolün imzalanmasının ardından 2023 yılında Şanlıurfa’da okulda sigara içtiği için uyarılan öğrenci okulu pompalı tüfekle bastı. 4 kişi yaralandı. 2024 yılında İstanbul’da özel lise müdürü İbrahim Oktugan yabancı uyruklu öğrencisi tarafından öldürüldü. Aynı yıl bir öğrenci Ankara’da okulun içinde öğretmenini bıçakladı. Geçen yılın sonunda Mersin’de 7. sınıf öğrencisi okul bahçesinde müdürü pompalı tüfekle vurarak yaraladı. Bu yıl ise; İstanbul’da lise öğrencisi tarafından bıçaklı saldırıya uğrayan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik yaşamını yitirdi. Onun ardından yalnızca bu ay içinde iki okul saldırısı daha gerçekleşti. Şanlıurfa’da okulu pompalı tüfekle basan şahıs 16 kişiyi yaraladı. Kahramanmaraş’ta ise okula silahla saldıran şahıs sekiz öğrenci ve matematik öğretmeni Ayla Kara’yı yaşamdan kopardı.
Özetle; 2022 yılında imzalanan protokol eğitim yuvalarındaki şiddet sarmalını önleyemedi.
‘ÜLKEYİ 24 YILDIR YÖNETEN SİYASİ İKTİDAR SORUMLU’
Milli Eğitim Bakanının yaptığı açıklamaların ‘çözüm’ olmadığını ifade eden Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’dan ise ‘yapay zeka’ eleştirisi geldi. “Okullarda kadrolu güvenlik görevlisi yokken, duvarlar yıkıkken, rehber öğretmen sayısı yetersizken siz hangi yapay zekâdan bahsediyorsunuz?” sorusunu yönelten Özbay, bakanın konuşmasının ‘propaganda’ olduğunu savundu. Özbay “Ne geçmişin hesabını veriyorsunuz ne de bugünün sorumluluğunu kabul ediyorsunuz. Sahadaki gerçek ise çok daha ağır. Bakan konuşana kadar okullar kendi başının çaresine bakmak zorunda kalıyor. Velilerden para toplanıyor. Tedbirler yine öğretmenin, yine velinin sırtına yükleniyor. Yani devletin yapması gereken görev yurttaşın omzuna bırakılıyor. Ama söylemde ne var? Aile sorumlu, sosyal medya sorumlu, oyunlar sorumlu, geçmiş sorumlu… Herkes sorumlu. Ama bir tek Bakan sorumlu değil. Bu iktidar sorumlu değil. Koltuğunu borçlu olduğu Cumhurbaşkanı sorumlu değil. Oysa gerçek çok nettir: Birinci sorumlu Milli Eğitim Bakanı’dır. Onu atayan ve hâlâ o koltukta tutan Cumhurbaşkanı sorumludur. Ülkeyi 24 yıldır yöneten siyasi iktidar sorumludur” ifadelerini kullandı.
‘SORUMLULUKTAN KAÇIŞ VE GERÇEĞİ ÖRTME ÇABASI’
Bu meselenin; hamasetle ve ideolojik söylemlerle çözülemeyeceğine dikkat çeken Özbay, “Bu bir yaşam hakkı meselesidir. Çözüm bellidir: Her okulun girişine kadrolu ve sürekli güvenlik görevlisi, okul çevresinde kesintisiz ve etkin denetim, güçlü rehberlik ve psikososyal destek sistemi, riskleri önceden tespit eden ve gerçek müdahaleye dönüşen bir yapı, rehber öğretmen atamalarının artırılması, revir ve sağlık görevlisi düzenlemesi, öğretmenlerin tespitlerinin ciddiyetle dikkate alınması, kalabalık okullara son verilmesi, öğrencilerin sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere düzenli ve eşit erişiminin sağlanması, eğitimde tarikat ve cemaat protokollerine son verilmesi; kamusal ve laik eğitim ilkesinin esas alınması, eğitim politikalarının piyasa ve sermaye taleplerine göre değil, kamusal yarar doğrultusunda belirlenmesi, öğretmenin mesleki otoritesini güçlendiren, saygınlığını ve karar süreçlerindeki etkinliğini artıran düzenlemelerin hayata geçirilmesi, sorumluluk almadan hiçbir sorun çözülmez ve bugün gördüğümüz tablo; çözüm değil, sorumluluktan kaçışın ve gerçeği örtme çabasının açık bir göstergesidir” dedi.