Genç yaşta kanser vakalarındaki artışın sebebi ne?

Genç yaş gruplarında bazı kanser vakalarının hızla tırmanması, tıp dünyasını uzun süredir meşgul eden büyük bir muamma. Bu küresel halk sağlığı krizinin kökenlerini araştıran uluslararası bir bilim ekibi, sarsıcı verilere ulaştığını açıkladı.

Kanserle İlgili Büyük Zorluklar Girişimi çatısı altındaki PROSPECT ekibinin gerçekleştirdiği çalışmaya göre, yeni nesiller biyolojik açıdan eski kuşaklara oranla çok daha hızlı yaşlanıyor. Hücresel düzeydeki bu yıpranma, belirli kanser türlerinin erken yaşlarda ortaya çıkma riskini doğrudan körüklüyor. Nature Medicine dergisinde yayımlanan bulgular, kanserin sadece ani genetik mutasyonlardan ibaret olmadığını, tüm vücudu etkisi altına alan sistemik bir yaşlanma dalgasıyla bağını netleştiriyor.

Araştırmanın can alıcı noktalarından biri, takvim yaşından bağımsız olan “biyolojik yaşın” doğrudan belirli organ sistemlerini hedef alması. Örnek vermek gerekirse, bağışıklık sistemi akranlarına göre daha hızlı yaşlanan bireylerde erken evre akciğer kanseri riski ciddi şekilde tırmanışa geçiyor. Buna karşın yağ dokusu daha hızlı yaşlanan kişilerde ise kolon kanseri gelişme ihtimali daha yüksek seyrediyor. Bilim insanları, kronolojik olarak 50 yaşında olan ancak uzun yıllar sigara kullanmış birinin akciğer biyolojik yaşının çok daha ileride olabileceğini vurguluyor.

Uzmanların temel hedefi, henüz sağlıklı görünen fakat biyolojik olarak hızlı yaşlandığı için yüksek risk grubunda yer alan gençleri bu yöntemle erkenden saptamak. Böylece önleyici stratejiler ve erken teşhis adımları, en doğru kişilere zaman kaybetmeden uygulanabilecek. Kanser teşhisinde “genç” kategorisine giren 55 yaş altı nüfus adına bu tespitler kritik bir dönüm noktası anlamı taşıyor.

İstatistiksel haritalandırma aşamasında Birleşik Krallık Biobank projesinden 154 bin, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki benzer bir programdan ise yaklaşık 10 bin kişinin uzun süreli takipleri mercek altına alındı. Elde edilen veriler, Birleşik Krallık’ta 1965-1974 yılları arasında doğanların biyolojik yaşının, 1950-1954 doğumlulara kıyasla (aynı kronolojik yaştayken) daha yüksek olduğunu gösterdi. Benzer şekilde, hatta daha sert bir yaşlanma grafiği ABD verilerinde de kendisini belli ediyor. 1990’larda doğan Amerikalı gençlerin biyolojik yaşlanma hızı, 1960’ların sonundaki kuşağa göre radikal bir yükseliş trendi sergiliyor.

Erken evre tümör riskinde belirgin artış

Verilere göre biyolojik yaş göstergelerindeki her bir basamaklık artış, vücutta katı kanser tümörlerinin erken yaşta gelişme riskini ortalama yüzde 8 oranında yukarı çekiyor. Bu oran kağıt üzerinde küçük görünse de toplumsal ölçekte binlerce yeni kanser teşhisi anlamına gelebilir.

Şüphesiz yaşlı nüfusun kansere yakalanma ihtimali, biyolojik dirençleri yüksek olsa bile gençlere kıyasla hala çok daha yüksek. İstatistikler 50 yaşın üzerindeki her 100 kişiden birinin kanserle yüzleştiğini, gençlerde ise bu oranın binde bir civarında kaldığını gösteriyor. Ancak yeni nesildeki bu artış eğiliminin arkasında modern yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörlerin birleşik bir etkisi olduğu açık.