Gökyüzünde süzülmek yerine toprağa hükmetmeyi seçen canlıların başında gelen Moaların, doğa tarihinin en şaşırtıcı dönüşümlerinden birine imza attığı rahatlıkla söylenebilir. Bugün Yeni Zelanda dendiğinde akla gelen uçsuz bucaksız yeşilliklerin asıl mimarı, milyonlarca yıl boyunca bu devasa kuşlardı.
Bazı türleri bir tavuk kadar mütevazı boyutlara sahip olsa da, aralarından çıkan devler 3,6 metrelik boylarıyla kuş dünyasının zirvesine yerleşti. Dinozorların mirasını günümüze taşıyan bu heybetli canlılar, sadece büyüklükleriyle değil, uçmayı reddeden radikal tercihleriyle de bilim dünyasını şaşırtmaya devam ediyor.
Moaların hikayesi aslında büyük bir adaptasyon başarısı. Fosil kayıtlarını inceleyen araştırmacılar, bu kuşların atalarının bir zamanlar gökyüzünde uçabildiğini net bir şekilde görüyor. Ancak Yeni Zelanda’nın diğer kara parçalarından kopup tamamen izole bir ada haline gelmesi, her şeyi değiştirdi. Karada kendilerini tehdit edecek yırtıcı memelilerin bulunmadığı bu huzurlu ortamda Moalar, uçmak için gereken yüksek enerjiyi harcamak yerine yerde yaşamayı tercih etti. Zamanla dünyanın geri kalanındaki bizon veya ineklerin üstlendiği “otlakların hakimi” rolünü benimsediler. Bitki örtüsünü kontrol altında tutarak adanın ekosistemini milyonlarca yıl boyunca tek başlarına şekillendirdiler.
Kanatsız yaşayan tek kuş türü
Moaları bugün yaşayan devekuşu, kivi veya emu gibi uçamayan akrabalarından ayıran çok temel bir fiziksel fark var. Doğada uçamayan hemen hemen her kuşun tüylerinin altında körelmiş de olsa bir kanat yapısı bulunur. Kivi kuşlarının ucu pençeli minik kanatçıkları, devekuşlarının ise denge kurmalarını sağlayan büyük kanat yapıları mevcut. Moalar ise bu konuda dünya üzerindeki tek istisna olarak kabul ediliyor. Bu devlerin vücudunda kanat kemiğine veya en ufak bir çıkıntıya dair hiçbir iz yok. Kuşlar aleminin bilinen tamamen “kanatsız” tek üyesi olma unvanını hala ellerinde tutuyorlar.
Bu devasa canlıların doğadaki tek gerçek düşmanı, gökyüzünden bir ok gibi süzülen Haast kartallarıydı. Moalar yüzyıllar boyunca bu devasa yırtıcıya karşı boyutlarını kullanarak direnmeyi başardı. Ancak yaklaşık 700 yıl önce adaya ilk insanların ayak basmasıyla birlikte bu denge trajik bir şekilde bozuldu. İnsanlarla karşılaştıktan sonra sadece 100 yıl içinde nesilleri tamamen tükenen Moalardan geriye sadece devasa fosiller ve yumurta kabukları kaldı. Şimdilerde genetik teknolojilerle bu devleri geri getirme fikirleri tartışılsa da, Moalar şimdilik sadece toprağın altında yatan efsanevi birer anı olarak kalmaya devam ediyor.