CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Pekin’de gerçekleşen kritik zirveye ilişkin sosyal medya üzerinden kapsamlı bir analiz paylaştı. Tan, görüşmenin temel amacının mevcut sorunları kökten çözmekten ziyade, iki dev güç arasındaki rekabeti “kontrol edilebilir bir hatta” tutma çabası olduğunu vurguladı.
Çin’in ikili ilişkileri “yapıcı stratejik istikrar” kavramıyla tanımladığına dikkat çeken Tan, Pekin yönetiminin sadece ticari bir rakip olarak değil, küresel ağırlığı ve güvenlik hassasiyetleri olan bir “büyük güç” olarak kabul görme arzusunda olduğunu ifade etti.
Haberde öne çıkan başlıklar arasında Tayvan meselesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışı yer aldı. Tan, diplomatik dilin yumuşaklığına rağmen masadaki konuların sertliğini koruduğunu belirtti:
Tayvan Hassasiyeti: Xi Jinping’in mesajları, Tayvan’ın bir pazarlık unsuru değil, Pekin için doğrudan bir egemenlik meselesi olduğunu teyit etti.
Hürmüz Boğazı Mutabakatı: İki liderin, küresel enerji akışı için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı’nın açık kalması konusunda görüş birliğine vardığı kaydedildi.
Namık Tan, kamuoyunda oluşan “Çin, İran konusunda ABD safına yaklaşıyor” algısına karşı temkinli bir duruş sergiledi. İran’ın nükleer silaha sahip olmaması konusundaki ortak vurgunun yeni bir gelişme olmadığını hatırlatan Tan, şu değerlendirmede bulundu:
“Pekin’in İran konusunda ABD çizgisine yaklaştığını söylemek şu aşamada mümkün değil. Çin, İran dosyasında enerji güvenliği ve bölgesel istikrar üzerinden kendi çıkarlarını koruyan bağımsız bir pozisyon alıyor.”
Tan, zirvenin sonuçlarının kalıcı bir denge mi yoksa geçici bir yatıştırma mı olduğunu anlamak için önümüzdeki haftalarda atılacak somut adımların takip edilmesi gerektiğini belirterek analizini noktaladı.