New York Times yazarı Herbert Gold, 21 Nisan 2026 tarihli çarpıcı makalesinde, Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki mirasını “kavranması zor bir yıkım” olarak nitelendirdi. Gold’un yazısında belirttiği üzere, bu tahribat sadece siyasi bir çekişme değil; demokratik geleneklerden hukuk sistemine, üniversitelerden aşı karşıtlığına kadar uzanan, toplumun her hücresine sızan bir çöküşü temsil ediyor.
Klinik deneylerin durdurulması ve insani kayıplar yarattı
Gold, analizinde Trump yönetiminin aldığı kararların doğrudan insan hayatı üzerindeki trajik etkilerine odaklanıyor. Gold’un yazısında yer alan verilere göre, Mayıs 2025’te Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) fonlarının bir gecede kesilmesi, dördüncü evre kanser hastası bir vatandaşın hayatta kalma şansı olan son klinik deneye katılamadan vefat etmesine neden oldu. Yazar, bu durumu basit bir bütçe kısıtlaması olarak değil, “insan katılımcılı araştırmaların temel etik ilkelerinin ihlali” olarak tanımlıyor.
Milyonlarca ölümle sonuçlanabilecek bütçe kesintileri
Haberin merkezinde yer alan en dehşet verici istatistikler, bütçe kesintilerinin küresel boyuttaki etkilerini gözler önüne seriyor. Gold’un yazısında aktardığı The Lancet raporuna göre, sadece USAID fonlarında yapılan kesintiler nedeniyle 2025 yılında yaklaşık 1,8 milyon insanın hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Gold’a göre, bu kesintilerin devam etmesi durumunda 2030 yılına kadar toplam “ölüm” sayısı 14 milyonu aşabilir.
Adalet mekanizmasındaki yolsuzluk ve tazminat gaspları
Hukuk sistemindeki aşınma, Gold’un analizinde “başkanlık makamının bir kalkan olarak kullanılması” şeklinde değerlendiriliyor. Gold’un yazısında vurguladığı üzere, Trump’ın af yetkisini kendi müttefikleri için kullanması, dolandırıcılık mağdurlarını 1,3 milyar dolarlık tazminat hakkından mahrum bıraktı. Yazar, bu durumun gelecekteki başkanlara “yasaları uygunsuz buldukları her an göz ardı etme” hakkı tanıyan tehlikeli bir emsal oluşturduğunun altını çiziyor.
Enerji yarışındaki gerileme ve iklim aldatmacası
Gold, Trump’ın çevre politikalarını sadece doğaya değil, Amerikan ekonomisinin geleceğine de bir saldırı olarak görüyor. Gold’un yazısında ifade edildiği üzere, EPA’nın (Çevre Koruma Ajansı) kirlilik kurallarını gevşetmesi yılda 30 binden fazla hayatı riske atarken; ABD, temiz enerji yarışında Çin’in fersah fersah gerisinde kalmış durumda. Yazara göre Trump’ın iklim değişikliğini “en büyük aldatmaca” olarak nitelemesi, ülkenin küresel teknolojik üstünlüğünü kendi elleriyle teslim etmesi anlamına geliyor.
‘ ABD tarihinin açık ara en kötü başkanı’
Analiz, Trump’ın en kalıcı zararının binalardan veya politikalardan ziyade, “yazılı olmayan kurallar” olan normlar üzerinde olduğunu savunuyor. Gold’un yazısında yer verdiği uzman görüşlerine göre, Trump siyasi yaşamın en kötü dürtülerini kontrol altında tutan “görünmez duvarları” yıktı. Georgetown Üniversitesi’nden Michael Bailey’nin de desteklediği üzere Gold, Trump’ın “yolsuzluk ve kurumsal hasar açısından ABD tarihinin açık ara en kötü başkanı” olduğu sonucuna varıyor.
